Aksaray, Bir Paralel Cennetidir

Aksaray, Bir Paralel Cennetidir

 Aksaray’da 2010 yılında düzenlenen operasyonla yakalanarak 5 ay tutuklu kalan Ali Zeki Kaya, ‘Paralel Yapı’nın kumpasıyla yakalandıklarını söyledi. Sorgusunda neden Fethullah Gülen aleyhine olduğunun sorulduğunu belirten Kaya, bunun üzerine bina edilen bir sorgulamanın ardından cezaevine atıldıklarını söyledi.

Tahşiye iddiasıyla yapılan operasyonlarla aynı dönemde Aksaray’da yapılan baskınlarda mütedeyyin kişilikleriyle bilinen 20 kişi El- Kaide üyesi olmak, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, terör örgütü propagandası yapmak iddiasıyla gözaltına alındı. Gözaltına alınan 20 kişi 4 gün gözaltında tutulduktan sonra, 18 i serbest bırakılırken 2 si 5 ay boyunca cezaevinde tutularak mağdur edildi. 

Aksaray’da 2010 yılında düzenlenen operasyonla yakalanarak 5 ay tutuklu kalanlardan Ali Zeki Kaya, emniyet ve yargı içinde ‘Paralel Yapı’ya bağlı olduğu belirtilen görevlilerden çektiklerini anlattı. Sorgu boyunca kendilerine, neden Fethullah Gülen aleyhine olduklarının sorulduğunu belirten Kaya, bunun üzerine bina edilen bir sorgulamanın ardından cezaevine atıldıklarını söyledi. 

Aksaray’da ‘Paralel Yapı’ya bağlı olduğu belirtilen görevlilerce yakalanarak mağdur edilen 20 kişi bir süre önce dönemin idarecileri hakkında suç duyurusunda bulundular. Biz de bunun üzerine operasyonlarda yakalanarak mağdur edilen Ali Zeki Kaya ile yaşadıklarını konuştuk.

 Hocam kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Ali Zeki Kaya. Aksaray/Tatlıca köyünde doğdum. 30 yıl kadar Avrupa’da kaldım, orada değişik hizmetlerde bulundum. 1984’te Avrupa’dan kesin dönüş yaparak Aksaray’da İslami faaliyetler gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Belirli günlerde tefsir, hadis, Risaleyi Nur okuyarak dinimizi öğrenmeye çalışıyoruz. Âcizane İslami sorumluluk gereği dinimizi öğrenmeye çalışıyoruz, dini öğrenme talebi olanlarla dini mübini İslam’ı öğrenerek onu başkalarına da öğretmeye çalışıyoruz.

 

Kendileri Gibi Düşünmeyen Bütün Müslümanları Hedef Alıyorlar

 Paralel yapı sizi neden hedef haline getirdi?

Paralel yapıyla biz 30 senedir mücadele ediyoruz. Paralel yapının dini bozmasına muhalefet etmişiz ve buna karşı çıkmışız. Paralel yapının dini anlayışı, 124 bin peygamberin dini olan İslam’ı bozmak olduğu için biz buna muhalefet ettik. Bu muhalefetten dolayı onlar bizi hedef gösterdiler. Biz bunlara muhalif olan doğru İslamiyeti anlatan eserler ortaya koyduk, tabi bu eserlerin basıldığı yayınevinin adı Tahşiye olduğu için, Tahşiye diye bizi hedef gösterdiler. Sonra 2009 yılında Fethullah Gülen, yani bu aslında bir örgüttür, silahlı terör örgütüdür. Devletin silahını eline alarak devlet adına terör yapmaktadırlar. Kendisi gibi düşünmeyen bütün Müslümanları birinci derecede hedef gösterip onları devreden çıkartmaya çalışıyorlar. Fethullah Gülen, 2009 yılında Pensilvanya’dan talimat vererek; “kendilerine Tahşiyeci diyen bir grup ortaya çıkar, ellerine silahları verirler kendilerine de Tahşiyeci derler kalaşnikofları da alırlar.”şeklinde bizi hedef gösterdi, 3 gün sonra da Zaman gazetesinde ve Samanyolu TV’de yayınlanan Tek Türkiye dizisinde konu olarak işlendi. Tüm bunlardan önce bizim hakkımızda gizli dinlemeler ve takipler başladı. 2010′un ilk aylarında Türkiye genelinde operasyon yapmaya başladılar. Üçüncü ayda da 25 arkadaşımıza bir şafak operasyonu düzenlediler ve kapılarımızı kırarak evlerimize girdiler. Hanımların gizli çeyizleri dâhil evlerin her yerini karıştırarak “Fethullah’ın aleyhinde konuşursanız bunun sonucuna da katlanacaksınız, işte bunun neticesi de budur” diyerek, gelen polisler de böyle dehşet tehditlerde bulunarak evlerimiz arandı. Sonra tutuklama bahanesiyle emniyete götürüldük. Bazılarımız 4 gün kaldıktan sonra serbest bırakıldı. İki kişi (Ali Zeki Kaya, Ahmet Doğan) yaklaşık 5 ay cezaevinde kaldık, tabi burada savcının sorduğu soru şuydu: –Bu Savcı şuan devlete en yakın görünen savcıdır, şu anda hala İstanbul’da başsavcı yardımcısıdır. Belli bir makama da yükselmiştir başbakanın oğluna da müspet karar veren birisi her yöne dönen birisidir.-“ne için Fethullah Hocanın aleyhinde bulundunuz, demek siz Fethullah Hocanın aleyhinde konuşacaksınız”bizi Fethullah’la başlattı, Fethullah’la bitirdi. Sorgulanmamız bunun üzerine bina edildi. Daha sonra cezaevine göndermek üzere mahkemeye sevk edildik, mahkemede de hanım hâkim öylesine acemiydi ki bize soruyordu; “Risale-i Nur kimdir” onu bir şahıs zannediyordu. Ben de Risale-i Nur’un bir kitap olduğunu kendisine anlattım, mahkemede tabi ki bütün avukatların hepsi vardı “Risale-i Nur kimdir?” dedi, bende ona; “o bir kitaptır, adam değildir” dedim, daha sonra tutuklanmamızı istedi.

Sizce paralel yapı amacına ulaştı mı?

Paralel yapı denilince bu paralelliğin bir yönü anlaşılmaya çalışılıyor diğer yüzü maalesef anlaşılmıyor. Bizim 30 senedir mücadele ettiğimiz yüzü ve yönü anlaşılmadı şimdi “paralel İslam var bir de paralel devlet” var.Paralel devlet ile şuan devletin kendisi mücadele ediyor, devlet bünyesindeki paralelleri temizliyorlar ve temizleme konusunda da gayret gösteriyor, temizliyoruz diyorlar fakat bunu sadece bu yönüyle temizlemenin mümkün olduğu kanaatinde değilim. Çünkü bütün toplumu Paralel Müslüman yaptılar bunların kitaplarının girmediği yer kalmadı. Bunu söylüyorum hiçbir kitabının başında besmele yoktur! Besmelesiz kitapların içerisinde ne var? Dinler arası diyalog var, hoşgörü var, ılımlı İslam var ve üç tane semavi din anlayışı var. Yahudiler ve Hıristiyanlar cennete girecek anlayışı var. Bütün toplumu ve Müslümanları dinler arası diyalogun olabileceğine inandırdılar. Şeytanla melaike diyalog yapmaz. Şeytanla melaike dost olmaz, tarihte böyle bir şey olmamıştır. Tarihte hakla batıl dost olmaz. Bunlar “bal gibi olur” diyorlar, üç tane semavi din var diyorlar! Üç tane semavi din olmaz semavi din bir tanedir. Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e (sav) kadar bütün dinlerin adı İslam’dır. Yahudilik ve Hıristiyanlık semavi dediğin zaman onu Allah göndermiş demektir, hâlbuki Hıristiyanlık ve Yahudilik hahamların ve papazların uydurduğu bir dindir bunların adı asıl İslam’dır. Fakat bunlar üç tane semavi din vardır üçü de haktır dediler sen zaten Yahudi’sin, Hristiyan’sın, İslamiyet de bir hak dindir, zaten cennete gideceksiniz, Müslüman olmanıza gerek yoktur anlayışı yaygınlaştırarak 124 bin peygamberin inanç ve itikadına darbe vurdular, İslamiyet’i tahrif ettiler.

 Mekanlarımıza Dinleme Cihazı Yerleştirdiler

 

 Şimdi sizin bu operasyon esnasında emniyet dinlemeyi yapıyor, takibi onlar yapıyor hatta iftirayı da onlar atıyor. O zaman Emniyetten öne çıkan isimler var mıydı? Hatırladığınız yani bizzat bu işi kendi mücadelesiymiş gibi sahiplenmiş size yönelik öne çıkan isimler var mıydı?

Evet, öne çıkan isimler var. Bizim mekânlarımıza dinleme cihazları yerleştirdiler, bak bu elektrik prizlerin içerisine dinleme cihazları bulduk. Meydana çıkarttık.  Bu büyük dolapların üzerine pillerle dinleme cihazları yerleştirmişler, fakat daha sonra bazı saf arkadaşlar demişler ki, neden böyle cihazlar yerleştiriyorsunuz? Onlar da, ‘biz cihaz falan yerleştirmiyoruz o cihaz başkaları tarafından yerleştirilebilir. Bir bakalım kimlerin yerleştirdiğini biz tespit ederiz getirin de bir bakalım’ demişler. Bunlar da samimi olarak cihazları götürdüğünde hemen alıp geri vermemişler. Böylece cihazlar da ellerine geçti. Biz biliyoruz ki, zaten yıllardan beri Pensilvanya’daki adamın din anlayışına siz misiniz muhalefet eden, siz misiniz doğru İslamiyeti ortaya koymaya çalışan öyleyse bunun bir bedeli olması lazım diye bizi imha noktasında hareket geçtiler.
 Peki, hocam bu işi özellikle üstlenen Aksaray’daki paralel yapının elemanları gönderildiler mi?  Yoksa hala burada emniyette duruyorlar mı?

Şunu söylüyorum “Aksaray bir paralel cennetidir” Buradaki vali ve emniyet bunlarla mücadele etmediği gibi bunlarla çok iyi geçiniyorlar. Çok iyi irtibat kuruyorlar burasının bir paralel cennetinin olduğunu kesinlikle biliyoruz. Bunlarla mücadele edilmesi lazım böyle olmaması lazım, bu çok tehlikelidir sanki Aksaray’ı bunlara hediye etmişler gibi burada büyük bir tehlike vardır. Bununla mücadele edilmesi lazım gelirken bakıyoruz ne emniyetten ne valilikten böyle bir mücadele olmadığı gibi sanki buranın paralel cennet oluşuna kanaat edilmiş birlikte hareket edilmiş gibi görüntü veriyorlar. Bu görüntünün böyle gitmemesi gerektiği kanaatindeyiz.

 

Medya için ne diyorsunuz?  Konumları nasıl oldu?

 Yani şuurlu basın olduğunu söylemek mümkün değil. Şimdi piyasadan belirli yerlerde ne haber verildiyse bizim hakkımızda el kaideci silahlı örgüt dediler. Paralel yapının istediği gibi hareket ettiler. İçlerinden bir tanesi dahi “Bu iş nedir, ne değildir, soralım, araştıralım, dinleyelim” diyen olmadı.  

 

Hocam Aksaray halkına, kanaat önderlerine, dernek ve STK’lara bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz. Bundan sonra tutumlar ne olmalı?

İslam’da Müslümanların itikat noktasında birlik noktası bellidir bunlar da, “Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyası Fukahadır.”  İster Risaleyi Nur okuyanları olsun, ister tasavvuf ehli olsun Kuran ve Hadise inilmedikçe birleşme mümkün değildir. Hz. Peygamber İslamı nasıl anladıysa sahabe nasıl anladıysa İslamı öyle anlamalıyız.

 

Aksaray,-Bir-Paralel-Cennetidir-1

 

Kaynak; tarsusmedya.com

Anahtar Kelimeler: , , , , ,