Aksaray’da Yaşamamak!

İfade, ihtiyaçtır. Dinlemek sanat, konuşmak ihtiyaçtır. İtirazda bulunmak insani bir durumdur. Yanlış gidişatın farkında olmak, rahatsızlık hissetmek, dert edinmek ve bunu gündeme taşımak İslami bir vazifedir. Sorumluluk sahibi olmak İslami ve insani bir gerekliliktir. Bu vazifeyi yerine getirirken de bir beklenti içerisine girmemek ayrıca bir erdemdir.
Hakikat tüm netliğiyle ortada dururken onu görmemezlikten gelmek, üstünü örtmek, ötelemek, modern tabirle Sümen altı yapmak ise küfürdür. “Şimdi yeri zamanı değil” demek ise siyaset değil politik olma halidir.
İfadenin gerçeklikle ne kadar alakalı olduğuna bakmadan “Tamam yazdık söyledik ama bu bize ne kazandıracak” diye düşünmekte pragmatizm’ in rüzgarında savrulduğumuzun göstergesidir.
En büyük hesap, hesabı yaratan ve tüm hesaplara hükmeden, kuvvet ve kudret sahibi şanı yüce olan Allah’ın hesabıdır. Bu bize gönderilen ayetlerde defalarca kez tekrarlanmıştır, siyaset-ticaret-sosyal yaşamda ki eylemlerin, ifadelerin buna uygunsa sıkıntı yok. Allah var problem yok diyorduk ya, işte tüm bu anlatmaya çalıştıklarımın özetidir.
Şimdi dönelim meselemize, “Aksaray’da Yaşamak mı?” başlıklı yazımıza alınan, kızan, kızaran, anlayamayan, anlamak istemeyen, anladığı halde menfaatine aykırı geldiği için keyfi kaçmış arkadaşlar, vatandaşlar, takipçiler ve okuyucular olmuş. Olsun, yapacak bir şey yok.
Aksaray put değildir. Bir şehri putlaştırmak ta sizi putperest yapar. Bu şehirde her gün yaşadığımız olumsuzluk örneklerini yok sayanlar yalancı, kör ya da duyularını kaybetmiş ölülerdir. Bizim itikadımızda sorgulanamayacak tek şey, Şanı yüce olan Allah ve onun ayetleridir. Aksaray’ın sosyal durumuna eleştiri getirdik diye bu kadar rahatsızlık niye? Sanırım putunuza dokunduk.
Deve kuşu sendromuna yakalanmış olanlar kendilerine biçilen rolleri oynamaya devam etsinler. Bu rol “her şey iyi gidiyor, her şey güzel, eskiden böyle miydi” klişesinden başka bir şey değildir. Klişe, kalıp demektir. Her gün farklı olaylar gerçekleşmesine rağmen hep aynı yorumu yapıp “söylenecek ve yapılacak bir şey yoktur” diyenler modern zamanın makbul kabul ettiği müsveddelerdir. Bu müsveddeler televizyon ve kitle iletişim araçları karşısında komut almaya hazır robotlardan başka bir şey değillerdir. Tüm eleştirilere kapılarını kapatmışlardır, en ufak bir farklılığa tahammülleri yoktur, herkes onlar gibi düşünmeli, herkes onlar gibi hareket etmelidir.
Aksaray’da yaşadığı halde, ben otoparkçı terörüyle karşılaşmadım, ailemle gezerken argo edep dışı sözleri işitmek zorunda kalmadım, trafikte her gün ölümle burun buruna gelmedim, kaldırımlarda rahat rahat yürüdüm, araç kullanırken yayaların artistlik tavırlarıyla karşılaşmadım, dolmuş sürücülerinden de çok memnunum diyen her kişi (istisnalar %1 dir) ya bu şehirde yaşamıyor, ya yaşayan ölülerdendir ya da kesin yalan söylüyordur.
Gerçekleri ifade etiğimiz için rahatsız olan kesimler olmuştur olacaktır. Teşhisten sonra tedavi gelir. Biz Ali Şeriati ve onun gibi düşünenleri takip ettik, okuduk, fıtratımıza uygun bulduk şimdide gereğini yapıyoruz. Yapmaya devam edeceğiz.

Mustafa BİLGİÇ