Avrupa’da Yükselen Irkçılığa Karşı Panzehir: Malcolm X

Irkçılık TDK’de, kişinin bağlı olduğu ulus ya da ırkın üstünlüğüne inanarak onun dışında kalan toplulukları aşağı ve hor görmesine dayanan tutum ve davranış, olarak ifade edilmektedir. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere ırkçılık, insanları üstün olan benim ırkım/ulusum ve ötekiler (aşağı olanlar) olarak ikiye ayırmaktır.

Avrupa’da ırkçılık varlığını sürekli olarak sürdüre gelmiş ‘psikolojik bir hastalıktır.’ Fakat ABD ve AB ülkelerinde geçen aylarda geride bıraktığımız seçimler, ırkçı söylemlerin ayyuka çıktığı, gerçek yüzlerinin net olarak ortaya çıktığı bir sürece dönüşmüştür.

Seçimlerde ırkçı partiler, nefret dili kullanmaktan çekinmemiş ve ne yazık ki bu dilin artılarını(!) daha fazla oy alarak görmüşlerdir. Öyle ki, ABD’de Müslümanları ülkeye sokmamak, siyahilere karşı açık bir tavır takınmak, göçmenleri sınır dışı etmek ve Meksika sınırına duvar örmek gibi seçim vaatlerinde bulunan bir ruh hastası başkan olarak seçildi.

Fransa’daki seçimlerde “göçmenleri sulara atın” gibi ürkütücü söylemler kullanan Marine Le Pen, bu ürkütücü dilin karşılığını oy patlaması olarak aldı.

Yine çok fazla uzak tarihlere gitmeden bugünden bir örnek vermek gerekirse, bu yazıyı yazmak için internette araştırma yaparken karşılaştığım, yeni servis edilmiş bir habere bakmakta fayda var. Haber şöyle;

“Londra’da yaşanan saldırı eylemi sonrası Amerika’da Somali asıllı Rahma Warsame adlı Müslüman kadına ırkçı bir saldırı düzenlendi. Yüzünden yaralanan Warsame, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.”

Bu gibi örnekleri çoğaltmak -ne yazık ki- mümkün. Fakat biz bu yazıda örnekler vermekten ziyade Malcolm X’in kendi deyimiyle psikolojik bir hastalık olan ırkçılığa karşı mücadelesini işleyeceğiz.

Malcolm, 19 Mayıs 1925’te Omaha’da doğdu. Asıl adı Malcolm Little’dir. Babası Reverand Earl Little bir Baptist rahiptir. Earl, siyahilerin ABD’de özgürlüklerine kavuşamayacaklarını, bu yüzden Afrika’ya dönmeleri gerektiğine inanan bir rahiptir. Dört kardeşi de beyazlar tarafından öldürülen Earl da kardeşleriyle aynı kaderi paylaşmış, faili meçhul bir cinayete kurban gitmiştir. Bu olaydan sonra Malcolm ve kardeşleri Refah Kurumu tarafından çeşitli ailelerin yanına yerleştirildi. Annesi de akıl hastanesine yatırıldı.

On üç yaşındayken ıslahevine gönderilen Malcolm’un zihninde beyaz adam hakkında olumsuz düşünceler burada oluşmaya başlamıştır.

Lise yıllarında sınıf birincisi olmasına rağmen avukat olmak istediğini duyan hocası tarafından “bunlar bir zenci için gerçek olamayacak hayaller” sözleri üzerine okulu bıraktı.

Okulu bırakan Malcolm, kendisini Harlem’de uyuşturucu tacirliği, kadın ticareti ve hırsızlık yapan kirli bir hayatında içerisinde buldu. Böyle bir hayatın neticesi olarak henüz genç yaşta hapse girdi.

Hapiste, Müslüman olan kardeşleri vesilesiyle Elijah Muhammed ile tanıştı ve hapisteyken onunla mektuplaşmaya başladı. Elijah Muhammed, zenci milliyetçiliğini savunan hatta tanrının bile zenci olduğunu ifade eden bir zihin yapısına sahipti. Nation Of İslam hareketinin lideriydi.

Nation Of İslam’ın kurucusu Wallace Fard’tır. Fard, 1930’lu yıllarda siyahilere İslam’ı tebliğ ediyordu. Fakat o, İslam adı altında kendisine yeni bir din icat etmişti. Elijah Muhammed, Fard’ın önde gelen yardımcısıydı. Fard’tan sonra hareketin başına geçmiş ve Fard’ı ilah, kendisini de Allah’ın elçisi (peygamber) olarak ilan etmiştir.

Malcolm X, henüz hapisteyken bu harekete katıldı. Hapisten çıktıktan sonra harekette aktif olarak çalışmaya başladı. Muhteşem bir hitabet ve ikna kabiliyetine sahipti. Bunu fark eden Elijah Muhammed, onu hareketin vaizi yaptı.

Malcolm, kiliselere benzer şekilde kullanılan camilerde vaazlar vererek, kadın-erkek, genç-yaşlı birçok siyahinin bu harekete katılmasına vesile olmuştur. Etkili ve coşkulu vaazları siyahileri etkilemekle sınırlı kalmamış bazı beyazlarda bu harekete katılma isteği doğurmuştur. Fakat Malcolm, beyazların bu isteğini çok şiddetli bir şekilde geri çevirmiş, onları reddetmiştir. Çünkü Nation Of İslam’a göre İslam, siyahilere gönderilmiş bir dindir. ‘Şeytan olan beyazlar’ bu dine mensup olamayacak kadar zalimdir.

Siyahiler, Malcolm’un ikna edici konuşmalarıyla akın akın bu harekete katılırken, hareket içerisinde bir kargaşa hâkimdi. Elijah Muhammed, Malcolm X’in giderek artan popülaritesi karşısında korkuya kapıldı. Aralarındaki sıcak ilişki zamanla bozulmaya başladı. Elijah Muhammed’in evlilik dışı ilişkilerinin ortaya çıkması sonucunda Malcolm, Nation Of İslam’dan ayrıldı.

Nation Of İslam’dan ayrılan Malcolm’un İslam anlayışı giderek değişti. Beyaz adamın şeytan olduğu görüşünden vazgeçti. Müslüman ülkelerin diplomatlarıyla görüşerek İslam hakkında bilgiler aldı.

1964’te Hacca giden Malcolm, burada dünyanın her tarafından gelen farklı Müslümanlarla tanıştı. Bu tanışmaların nihayetinde ırk ayrımına dayanmayan bir din anlayışına ulaştı. Mekke’deyken bir arkadaşına yazdığı mektupta, Hz. İbrahim’in, Hz. Muhammed’in ve diğer bütün peygamberlerin mekânı olan kutsal topraklarda bütün ırk ve renklerden insanlarda gördüğü kardeşliği anlatmıştır.

Amerika’nın ırk probleminin ortadan kaldırmasının yolunun İslam’ı anlamaktan geçtiğini savunan Malcolm, ABD’ye dönünce gerçek anlamda siyah-beyaz kardeşliğini esas alan bir toplum meydana getirmeyi amaçlayan çalışmalarda bulunmuştur.

Çalışmalarını sürdüren Malcolm, halkta hızla giderek artan bir karşılık bulmuştur. Onun bu azmini ve başarısını hazmedemeyen Nation Of İslam, kendisini defalarca tehdit etmiştir. Ailesiyle beraber evde olduğu bir sırada evi kundaklanmıştır. Tüm tehditlere boyun eğmeyen Malcolm, çalışmalarına büyük bir aşkla devam etmiştir.

Malcolm, 21 Şubat 1965’te Harlem’de bir konferansta konuşma yaptığı esnada eşi ve çocuklarının gözleri önünde alçak bir suikast sonucu şehadete kavuşmuştur. Suikast, Nation Of İslam tetikçileri ve CIA işbirliğiyle gerçekleşmiştir. Böylelikle ırkçılıkla mücadelede geçen bir hayat, Şehadetle taçlanmıştır.

Malcolm X’in hayatı günümüz ırkçıları için ibret verici bir ders mahiyetindedir. Üstünlüğü ırkında/ulusunda arayanlar, onu anlamaya çalışmalıdırlar. Onu anlayanlar net olarak göreceklerdir ki mutluluğun, refahın, başarının ve huzurun kaynağı ırk/ulus değildir.

Üstün olanların kimler olduğunu merak edenler, cevabı şu ayette ve hadiste net olarak göreceklerdir;

“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyıp sahip çıkmanız için milletlere, sülâlelere ayırdık. Şunu unutmayın ki Allah’ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvada en ileri olandır. Muhakkak ki Allah her şeyi bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır.” (Hucurat 13)

“Ey insanlar! Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Hepiniz Adem’densiniz, Adem ise; topraktan yaratılmıştır. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten sakınanınızdır. Arab’ın Arab olmayana, hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” (Hadis-i Şerif)

Malcolm X’in mücadelesini anlamak ve pratiğe geçirmek dileğiyle…

Hamdullah ER