Bir İmkân Olarak Mahrumiyet!

Geçmişten ibret almayanlar gelecek için bir imkân olamamaktadır. Kur’an da geçen birçok kıssa bize geçmişten ibret alamayanların durumunu açıklar. “Tarih en güze öğretmendir” bilenler için.

Nice az sayıda ki inanmış, disiplinli ve heyecanını yitirmemiş toplulukların çok sayıda ki düzensiz kalabalıklara galebe çaldıkları defalarca tekrarlanmış örneklerdendir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta  “inanmış, disiplinli ve heyecanını yitirmemiş” olmasıdır. Açısı tam olan, verilen görevi yerine getiren, verilecek yeni görevler ve konumlara(fedakarlıkara) istekli olması hayati öneme sahiptir.

Türkiye Müslümanlarının seksen sonrası doksanlı ve iki binli yılları bu anlamda mercek altına alınmaya değer bir olumsuzluk örneği sergilemektedir. Az sayıda ki inanmış, disiplinli, heyecanını yitirmemiş toplulukların içinde bulundukları imkan(sızlık)lara rağmen dava uğrunda verdikleri mücadelenin diri ve canlılığı şu anda bile ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Dünyevi imkânların çokluğu asil kanda mevcut bulunan ruhun yokluğu anlamına mı geliyor?

Yarınlara dair büyük ufuklara sahip olmak, inancı kuşandıktan sonra hiçbir faniden çekinmeyen ve çay ocağını buluşma yeri olarak belirlemiş, burada hayata ve ahirete dair bakış açısını, düşünceyi diri tutanlar aslında en büyük imkân sahibiydiler. “İman varsa imkânda vardır” sözü, geri kalan her şeyin teferruat olduğunu işaret etmektedir.

İmanın yerini işlemeli keskin kılıçlar ve bu kılıçları kullanacak kalabalıklar almaya başladığında iş işten çoktan geçmiş oldu. İmanın yerini makam sahibi veya makamın adamı, para ve büyük binalar aldıkça olanlar oldu ve bu duruma geldik. İmkânlar intiharlara dönüştü. Zaten kaçınılmaz sonuç buydu. Kur’an ayetlerinin kıssaları tekrar tekrar baştan anlatılması bundandır.

Zihinsel intiharlar, düşünsel kötürümlükler devamında davaya ihaneti getirdi. Daha korkunç olanı da ihanet içinde olanların herkesi aynı konuma davet etmeleri oldu.” Her yerde adamlarımız olmalı”, yüksek makamlara adam yetiştirme yarışı sanki Kur’an da ki bir emirmiş gibi telakki edildi, aksi düşünülemezdi. Sonunda bazı adamlar bazı yerler için yetiştirildi ve gönderildi, fakat gittiği yerden dönen de olmadı, henüz görülmedi.

Mahrumiyet zamanları olarak bilinen dönemlerde basılan kitaplar ve okuma seferberliği de yitip gitmiş durumda. Yaşadığımız zamanlarda “kitap okumalı çünkü test çözerken çok faydası oluyor” düşüncesi içinde bulunduğumuz korkunç durumu net bir şekilde göstermektedir.

Statükoyu ve egemenleri incitmeyen okumaları yok saymak durumundayız. Bu tür okumalar halinden memnun köleler yığını oluşturmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Yazının başlığını “bir imkân olarak çay ocakları” diye okuyabiliriz. Kafeterya girdabında yok olan gençliğin bize değil Avrupa’ya, yenidünya düzenine elverişli yığınlar olduğunu görmekteyiz.

Sözün özü elde bulunan imkân iman ise başka bir şeye gerek yoktur. İmanın harekete geçirdiği Müslüman olabiliyorsak hiçbir eksiğimiz yok demektir. Harekete geçmek için hiçbir eksiklik kalmamışsa yola koyulma zamanıdır. Haydi Bismillah…

                                                                                                       Mustafa BİLGİÇ

Anahtar Kelimeler: ,