BİSMİLLAH…

İnsanları halife olarak yaratıp terbiye eden Allah (cc)’a hamd olsun. Resulüne salat ve selam olsun.   Yine bir ramazan ayına elveda ve bayrama merhaba dedik. Dilerim ki Resulullah (s.a.v.)’ in Ramazan ayı için;  ‘’ Evveli rahmet, Ortası mağfiret ve sonu Cehennem azabından kurtuluştur.’’ müjdesine bizlerde erişmişizdir.

Ramazan ayına elveda ederken İnşallah Namaz’larımıza, İnfak’larımıza, Kuran tilavet’lerimize, Cömert’liğimize ve kaynaşmalarımıza da elveda demeyiz. Yine Ramazan ayına elveda ederken inşallah İhlâsımıza, Kardeşliğimize, Ümmetin derdiyle dertleşmemize ve huşu içerisinde yaptığımız dualara elveda demeyiz.

Ramazan Bayramına merhaba ederken İnşallah gaflete, dalalete, cimriliğe, nemelazımcılığa ve Ümmetin derdini unutup kendi derdine düşmeye merhaba demeyiz. Yine Ramazan Bayramına merhaba ederken İnşallah yalancılığa, haksızlığa, dedikoduya, hasede merhaba demeyiz.

 Hemen hemen her akide ve ümmetin kendine has bir bayramı veya bayramları vardır. Müslümanların iki bayramından biri Ramazan bayramıdır. Birlik, beraberlik ve kardeşliğin perçinlendiği bu mübarek günler Müslümanların neşe, sevinç ve mutluluk günleridir. Ancak yaklaşık yüzeli yıldır biz Ümmet olarak hep buruk bayramlar yaşıyoruz. Bayramlarda neşe ve sevinç içinde olamıyoruz, çünkü İslam âlemi paramparça her tarafta zulüm, kan ve gözyaşı var. Hüzün ve kederlide olamıyoruz çünkü nede olsa bayramdır diyoruz.

 İslam coğrafyasının acı tablosuna rağmen buruk ta olsa bayramlaşma programları düzenlenmelidir. Bu mübarek günde başta akraba eş, Dost, yakın/uzak komşular ziyaret edilmeli bir bayram havası oluşmalıdır, ancak toplumumuzun manzarası hiçte böyle değil. Her konuda olduğu gibi bayram ve bayramlaşma konusunda da sosyolojik bir dejenerasyonla karşı karşıyayız.

  Bayram sabahı camilere akın edip bayram namazından sonra camilerde bayramlaşma halkaları oluşturulmalı, Kabristanlar ziyaret edilmeli akabinde ev halkımızın bayramını mübarek edip, heyecanla gelen misafirleri beklememiz gerekirken, bizler ya birkaç günlük bayram tatili için ailemizle uzak bir yere tatile, ya da dinlenme günü olarak kabul edip saat on-onbir-oniki ‘lere kadar uyuyup sonra birkaç kişiye klasik bayramlaşma mesajını göndererek bu mübarek günleri geçiriyoruz. Yine bayram sabahı Caddeler, Sokaklar kalabalık, neşeli ve cıvıl cıvıl olması gerekirken maalesef saat sekiz-dokuz-on’a kadar sokaklar ve caddeler bomboş, tabir yerindeyse İn-Cin top oynuyor, bırakın büyükleri sokaklarda çocuklar bile yoktur.

     Kısacası efendimiz (s.a.v.)’in bize miras bıraktığı bu mübarek bayram kültürü de artık aramızdan kalkıyor. Bunun vebali toplum olarak hepimizindir, ancak bu vebal daha çok Kanaat Önderlerinin, Cemaatlerin, İslami STK’ların vebalidir. Ve özellikle bu vebal dejenere olmuş toplumun oylarıyla başa gelen belediye başkanlarının, İl-İlçe meclis üyelerinindir. Bayram ve bayramlaşma kültürü tekrar kazanmak için yukarda saydığım toplumun öncüleri acilen kolları sıvamalı ve bu soruna çözüm bulmalıdırlar.

 Son olarak Mübarek Ramazan Bayramı; Ümmetin vahdetine ve baharına vesile olsun. Ümmetin izzetini yücelten Gazze’ li yiğitlerin zaferine vesile olsun, Zindanlardaki Yusufilerin azad olmasına vesile olsun ve Mübarek Ramazan Bayramı Ümmetin birlik içerisinde söz sahibi olduğu bir Dünya ‘ya vesile olsun  (Amin).  BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.

 İhlas ve kardeşlik temennisiyle…

  Abdullah KADIOĞLU

Anahtar Kelimeler: , , , , , ,