“Cezaevlerinde Tutulan Mazlumlar Özgürlüklerine Kavuşmalı”

Aksaray STK Platformu ve Aksaray İHH öncülüğünde, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla Doğu Türkistan, Mısır, Suriye ve Filistin’de yaşanan insanlık dışı zulümleri gündeme taşımak amacıyla eş zamanlı uluslararası basın açıklaması ve Mısır’lı mahpuslara mektup gönderme eylemi düzenlendi.

Aksaray PTT binası önünde düzenlenen etkinlikte basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını Aksaray STK Platformu Başkanı Eyüp Dağdaş okudu.

İhlallerin önlenmesi konusunda insanlığın hâlâ geçer not alamadığını belirten Dağdaş, “Aksine, bugün uluslararası siyaset insan haklarını ve değerlerini bir kez daha yitirmiş görünmektedir. Üstelik temel haklar konusunda tüm insanlar eşit olduğu halde, birilerinin hayatı hâlâ diğerlerinden daha değerli görülmektedir. Kendini tüm insani değerlerin merkezi olarak gören Batı; bugün yabancı düşmanlığı, Müslüman karşıtlığı ve nefret suçları girdabına girmişken, dünyanın diğer ülkelerde sivillere yönelik her türlü ihlal ‘güvenlik’ perdesi altında meşrulaştırılmaktadır. Bu ülkelerin başını yine Doğu Türkistan, Mısır, Suriye ve Filistin çekmiştir.” dedi.

“Doğu Türkistan, insan haklarının ayaklar altına alındığı bir hapishaneye dönüştürülmektedir”

Komünist Çin hükümetinin Doğu Türkistanlı Müslümanlara yaşattığı zulümlere dikkat çeken Dağdaş, “1949 yılından bu yana Çin işgali altındaki Doğu Türkistan, her yıl sistematik olarak insan haklarının ayaklar altına alındığı bir hapishaneye dönüştürülmektedir. 5 Temmuz 2009 tarihinde gerçekleşen Urumçi katliamından bu yana her yıl daha da kötüleşen yaşam koşulları,  etnik ve dini bir soykırıma dönüşmüştür. Ölüm, hapis, işkence ve zorla alıkoyma uygulamaları dünyadan gelen tüm tepkilere rağmen devam etmektedir. Kesin rakamlar tam olarak tespit edilemese de insan hakları kuruluşların tahminlerine göre son 10 yılda öldürülen Uygur sayısı 10 bini aşmış durumdadır. Bölgede halen bir milyondan fazla Uygur ‘eğitim kampı’ adı altında kurulan toplama kamplarında tutulmakta, burada insanların inançlarına aykırı dahi olsa zorla ideolojik eğitimler verilmekte ve potansiyel tehdit olarak görülenler cezalandırılmaktadır.” diye konuştu.

“Çok sayıda Uygur aydını ve kanaat önderi haksız yere tutuklu bulunuyor”

Açıklamasının devamında Dağdaş, şunları söyledi: “Son birkaç yıldır yapılan bir uygulama ile Uygurların evlerine yönelik zorunlu ziyaretler, gerekçesiz baskınlar ve Uygur-Çinli zorunlu akraba olma uygulamaları insanları ürkütmektedir. Toplama kamplarına alınmış olan aile bireyleri yerine Çinli insanlar yerleştirilmesi, Uygur toplumunun değerlerini tehdit eden bur uygulamaya dönüşmüş durumdadır. Çok sayıda Uygur aydını ve kanaat önderi haksız yere tutuklu bulunuyor. Bunların bir bölümü ya hapiste iken ya da bırakıldıktan hemen sonra hayatını kaybetmiştir. Sadece insanların yaşamına değil, kültürlerine yönelik ihlaller de dikkat çekmektedir. Birçoğu Uygur kültürünü ve dini eserlerini ihtiva eden 730 çeşit kitap ya yasaklanmış ya da yok edilmiştir. 100’den fazla web sitesi kapatılmış ve yöneticileri tutuklanmıştır.”

“Hak ihlalleri sistematik şekilde devam etmekte”

Çin’deki zulmü aratmayan ihlallerin bir diğer adresinin ise Mısır’daki Sisi diktatörlüğü olduğuna işaret eden Dağdaş, “2013 yılındaki darbenin ilk zamanlarındaki katliamlar zamanla azalsa da siyasi muhaliflere yönelik kaçırma, gizli alıkonma, işkence ve infaz gibi en ağır insan hakları ihlalleri sistematik olarak devam etmektedir. Mısır rejimi cezaevlerinde çoğu İhvan üyesi siyasi gruplardan tutuklu insan sayısının 40 binin üzerinde olduğu bilinmektedir. Yüzlerce kişiye idam cezası verilmiş ve maalesef bu idamların bir kısmı ailelere bile haber vermeden infaz edilmiştir. Seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ise 7 yıllık işkence ve kötü muameleye daha fazla dayanamayarak bu yıl Mahkemede duruşma esnasında hayatını kaybetmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Tutuklu kadınlar işkence, kötü muamele veya istismara maruz kalmıştır”

Suriye’de Müslümanların çektiği sıkıntıların aynı olduğunun altını çizen Dağdaş, “Son bir yılda başta İdlip olmak üzere, değişik sivil yerleşim bölgelerine yönelik rejim saldırılarında en az 3 bini aşkın sivil hayatını kaybetmiştir. 2011’den beri çatışmalarda veya hapishanelerde bir şekilde öldürülen sivillerin sayısı yarım milyonu aşmıştır. Sivillere yönelik tehditler nedeniyle Suriye içinde 6 milyon sivil yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalırken, 5 milyona yakın kişi ülke dışında mülteci konumuna düşürülmüştür. Halen 80 binden fazla insan kayıp olarak kayıtlara geçmiştir. Ülkede gizli ya da resmi onlarca hapishanede kaç kişinin tutulduğu tam olarak bilinmese de, tahminler 200 bine yakın olduğunu göstermektedir. Bu tutuklular içinde en az 7-10 bin arasında kadın olduğu tahmin edilmektedir. Tutuklu kadınların neredeyse tamamı bir şekilde işkence, kötü muamele veya istismara maruz kalmıştır. Suriye’de şu ana kadar 10 bine yakın kadın tecavüze uğramış ve bu tecavüzler sonucu da sayısı tahmin edilemeyen istenmeyen gebelik ve doğum vakası meydana gelmiştir.” açıklamasında bulundu.

“2019 yılı insan haklarının rafa kaldırıldığı dönem oldu”

Müslümanlar için insan haklarının rafa kaldırıldığını vurgulayan Dağdaş, son olarak şunları kaydetti: “İşgal altındaki Filistin’de 2019 yılı, onlarca insanın hayatını kaybettiği Gazze saldırıları ve Kudüs’teki yıkımlarla dikkat çekerken, Yemen, Irak ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde 2019 yılı insan haklarının neredeyse rafa kaldırıldığı dönem oldu. İnsan Hakları Günü’nde dünyanın insan hakları karnesine bakıldığında özellikle Müslümanların yaşadığı bölgelerin insan eliyle üretilmiş felaketler azalmamış, aksine artmıştır. Bu gidişatı değiştirip karamsar tablodan kurtulmanın yolu, adil bir küresel düzen kurmaktan geçmektedir. Bunun için tüm mazlumların ortaklaştığı sivil dayanışma zamanı gelmiştir.”

Basın açıklamasının ardından Mısır’da cezaevinde tutulan mazlumlara mektup gönderildi.

Anahtar Kelimeler: , ,