Diyarbakır Yüz Binlerin Peygamber Sevdasına Şahit Oldu

Sahabeler şehri Diyarbakır, bir kez daha tarihi bir güne şahitlik etti. Nevroz Parkı Miting Alanı’nda “Hazreti Peygamberi Anlama ve Sünnetini Yaşama” etkinliğine katılan yüzbinler, Peygambere olan sevgi ve özlemlerini haykırdı. Kürtçe ve Türkçe konuşmaların yapıldığı etkinlikte ‘Örneğimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’ vurgusu dikkat çekti.

Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın, Peygamber Efendimiz “Hazreti Muhammed’i Anlama ve Sünnetini Yaşama” etkinliği münasebetiyle Nevroz Parkı Miting alanında düzenlediği  “Ahlak ve Adalet Rehberi Hazreti Muhammed” adlı program, Peygamber âşıklarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. Yunus Emiroğlu ile Mehmet Emin Gülsever’in sunduğu etkinlik, Suriye hafızlarından Vaiz Şeyh Münir’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından mevlidhanlar; Nezir Güler, Musap Şanlı, İbrahim Akbaş ve Cahit Kılıç mevlid okudu. Programda ara ara sahne alan Grup Özlem sanatçıları meydandaki coşkunun doruğa ulaşmasına katkıda bulundu. Katılımcılar için platformun solunda misafirleri ağırlamak için kurulan tribünde; ayrıca çok sayıda âlim, İslami cemaat temsilcileri, yurt dışından gelen misafirler, kanaat önderleri ile STK temsilcileri de hazır bulundu. Programa, Fildişi, Gana, Tanzanya, İran, Suriye, Irak’tan misafirler de katıldı.

ALLAH’A İBADET EDİN, TAĞUTA KULLUKTAN KAÇININ

Günün anlam ve önemine binaen Kürtçe konuşma yapan Mehmet Beşir Varol, “Allah, yüce kitabında tüm kavim ve topluluklara peygamber gönderdiğini beyan ediyor. Tüm Peygamberlerin mesajı aynıdır: Allah’a ibadet edin, tağuta kulluktan kaçının. Dünya ve ahiret kurtuluşu budur. Hangi kavme bir peygamber gitmişse onlara hak ve adalet yolunu göstermiştir. Allah’ın nizamı karşısında duranlar tağuttur ve tağutlar insanlığa düşmandır. Peygamberler insanlara şunu söylemiştir: “Ey insanlar, hak hukuk ve adalet için Allah’ın dinine yönelin, Allah’a secde edin. Kurtuluş istiyorsanız, Allah’ın yoluna yönelin.” Peygamberler insanları zalim ve diktatörlerin zulmünden, cehaletten kurtarmak için çabalamışlardır. Tağutlar, insanların iyiliğine, özgürlüğüne, hukukuna, ahiretine düşmandırlar. İnsanlar, peygamberlerin peşinden gittiğinde özgürleşmişler, huzur ve refaha ulaşmışlardır; ancak tağutların peşinden gittiklerinde sömürülmüşler, köleleştirilmişler, mal varlıklarına el konulmuştur.

ALLAH’IN SAĞLAM İPİNE BAĞLANMASAK KURTLARIN YEMİ OLURUZ

“Allah son olarak Hz. Muhammed’i göndermiştir.” diye konuşan Varol, “Hz. Muhammed’in (S.A.V) takipçileri, zulme karşı durmalı, izzetli olmalı, mazlumlara sahip çıkmalıdır.  Muhammed’in dostları birbirlerine merhametli, kâfirlere karşı şiddetlidir. İnsanlığın rehberi, Allah’ın elçisi Muhammed’dir. Hak hukuk ve adalet yolu, özgürlük yolu ancak O’ndan öğrenilir. İnsanlığın düşmanları olan emperyalistler işte bu yüzden Peygamber’e düşmandırlar.  Emperyalistler insanları köleleştiriyor, İslam coğrafyasını kan gölüne çeviriyorlar. Bakın, Filistin’e, Suriye’ye, Irak’a, Libya’ya… Kim yapıyor bu zulümleri? Kâinat Allah’ın mülküdür. Kurtuluş ancak Allah’ın kopmak bilmeyen sağlam kulpuna bağlanmakla olur. Kurtuluş için hak ve batılı bilmek gerekir. Kurt hiçbir zaman koyuna merhamet etmez. Onun derdi zulmü artırmak, insanları sömürmektir. Emperyalistler kurtlar gibi, yamyamlar gibi kanımızı içiyorlar. Allah’ın sağlam ipine bağlanmasak kurtların yemi oluruz, kanımız dökülür, zelil oluruz. Bakın şimdiki halimize! Şimdi denizde boğulanın yılana sarılması gibi kurtlardan, ayılardan medet bekliyoruz.

“LAİLAHE İLLALLAH” DİYENİ KARDEŞ BİLELİM

Varol son olarak şunları söyledi; “Biz Allah’ın kuluyuz, Allah’ın yolunu bırakırsak hem dünyamız hem de ahiretimiz gider. Rabbimiz bize lütufta bulunmuş bizi Müslümanlardan yazmış, bize merhametli bir Peygamber göndermiştir. Biz de birbirimize merhametli olalım, kardeşliğimizi unutmayalım. Düşmanlık ve kini aramızdan çıkaralım. Bir olalım, “Lailahe illallah” diyeni kardeş bilelim. Eskiden mezhepçilikler, ırkçılıklar bizde değil Batı’da vardı. Dünya savaşında birbirlerinden 30 milyon insan öldürdüler. Şimdi akıllandılar ve bu hastalıkları bizim içimize attılar. İstiyorlar ki, biz parçalanalım ve birbirimizle savaşalım. İstiyorlar ki biz onlar için kolay lokma olalım. Ama bizler Hak Peygamberin davetinin peşine düşelim ve böylece zalimlerin boğazından kolay geçmeyelim. Bir olalım, kardeş olalım. Mezhepçilik, ırkçılık peşinden gitmeyelim. Ey yöneticiler, ey devlet başkanları doğruya gelin ve hep beraber “Lailahe illallah” sancağını yüceltin. Kurtuluş ancak budur.”

BİZİM GÖREVİMİZ MUHAMMED ALEYHİSSELAMIN ÖRNEKLİĞİNİ HER YERE ANLATMAKTIR.

Peygamber Sevdalıları Vakfı Onursal Başkanı Mehmet Göktaş konuşmasında şunları söyledi; “Muhteşem bir İslami dirilişle karşı karşıyayız. İstanbul’dan, İzmir’den, Mersin’de büyüyen bu dirilişin kaynağı Diyarbakır’dır, Batman’dır. Evet, bu ülkede politikanın, ekonominin inişi çıkışı olabilir; ama Muhammedi sevda yükseliyor. Peygamber alehissalatu vesselamı camilerden evlere, alanlara taşıdık ve devam ediyoruz. Her yıl onun bir özelliğini anıyoruz ve dünyaya bu özelliğini taşıyoruz. Allah Telala, Peygamberi örnek olarak göndermiş ve onun hayatı kaydedilmiş, insanlığa sunulmuştur. Batılı Ernest Renan da bunu söylemiştir. En ince ayrıntısına kadar kaydedilmiştir hayatı. Bize örnek olarak sunulmuştur.

O hatemü nebiyyindir ve biz Onun yolunu devam ettiriyoruz. Rabbimiz bize Allah Rasulünün örnekliğini yaymamızı istemektedir. Bizim görevimiz Muhammed aleyhisselamın örnekliğini her yere anlatmaktır.”

“BU DAVANIN ARKASINDA ŞEHADETLER, MUHACERATLAR, ALİMELER, İCAZETLER VAR”

Göktaş; “Ey dünya! Sen bu davanın arkasında kimler var biliyor musun? Bu davanın arkasında şehadetler, muhaceratlar var. Bu davanın arkasında alimeler var, icazet var. Yüzlerce seydamız var, yüzlerce alimimiz var. O yüzden Allah’ın izniyle bu sevda her yere gidecek. Milyonlarca salavatla geldik buraya, yüz binlerce çocuklarımız onu okuyup geldi. Biz hazırlanıp geldik buraya. Allah’ın melekleri Allah’ın adının zikredildiği yerleri kuşatıyor. Ne mutlu size. Buraya zikirlerle salavatlarla geldiniz. Allah’ın rahmetiyle kuşatıldınız. Allah, peygamber sevdasıyla sizleri dünyanın da sultanı eyleyecektir. Allah bu sevdayla onur verecek, şeref verecek, hakimiyet verecektir. Efendimiz bize bir yol gösteriyor. Yedi grup insan vardır hiçbir gölge olmayan günde Allah onları gölgelendirecek. Bunların birincisi adil yöneticidir.

Bazı kardeşlerimize tavsiyede bulunuyoruz.” şeklinde konuştu.  

DİNDARLIĞINIZI ALLAH’A GÖSTERİN, İNSANLARA ADALETİ GÖSTERİN

“Ey dindar yöneticiler, ey dindar tüccarlar, ey dindar başkanlar! Dindarlığınızı Allah’a gösterin, insanlara adaleti gösterin. Adalet için uğraşın.” diye konuşan Göktaş son olarak şunları söyledi; “Allah Teala bize buyuruyor: “celalim hakkı için ben bütün peygamberleri adaleti yürürlüğe koysunlar diye gönderdim.” Onun için diyoruz ki: Lider dediğimizde akla adalet gelmeli. Eğe biz adalet için Strazborg’a muhtaç isek bu bizim için yüz karasıdır. Bizler adalet limanı olmalıyız. Bu ümmeti Avrupa kapılarında adalet aramaktan kurtarmalıyız. Bu ülkede yıllarca Devlet Güvenlik mahkemeleri vardı. Devleti insanlardan korumak için. Oysa bizim İnsan Koruma Mahkemelerine ihtiyacımız var. Önemli olan insandır, önemli olan Müslümandır. Bir Müslüman Kabe’den kıymetlidir. Adalet insan içindir. Devlet insanın hizmetçisidir. Devlet insanları kendine taptırmak için yoktur. Ve Peygamber sevdalıları inşallah bunu herkese gösterecektir. İşte biz Peygamberleri, Peygamberimizi bunun için okuyoruz, bunun için anlatıyoruz. Allah bizleri bu dünyada mazlumlar için güvenli limanlar eylesin. Bizleri ve çocuklarımızı hayırlı eylesin.”

ETKİNLİĞİN MESAJINI İÇEREN 10 MADDE

Etkinlikte Peygamber Sevdalıları Vakfı Genel Başkanı Adnan Akgönül tarafından, “Hazreti Peygamberi Anlama ve Sünnetini Yaşama” etkinliğinin mesajını içeren 10 maddelik bir metin okundu. İşte o 10 madde;

1- Peygamber ahlakı; vefayı gerektirir. Vefa, sevgili olana muhabbetin nişanesidir. Bu muhabbete en çok layık olan Allah ve Resul’üdür. Peygamber adaleti; İslam’ın yüce değerlerini korumayı gerektirir. Allah ve Resul’ü Müslümanların kutsallarıdır. Müslümanlar bunlar uğruna her türlü bedel ödemeyi borç bilirler. “Peygamber, müminlere kendi canlarından daha evladır (yakındır)” (Ahzab/6)

2-Peygamber ahlakı; ilmi, fazilet sayar, âlimi varis bilir. Müslüman âlimler; tevhit yolunun devam ettiricileridirler. “Kulları içerisinde Allah (cc)’tan ancak âlimler hakkıyla korkarlar” (Fatır/28)

Peygamber adaleti; ilme ve âlime sahip çıkmayı gerektirir. Müslüman âlimleri sahiplenmek, İslam’ın ve Müslümanların haysiyetini korumaktır. Bu sorumluluk tüm Müslümanlara aittir.

3-Peygamber ahlakı; aileyi Saadet-i Dareyn’in membaı sayar. Aile toplumun çekirdeği ve korunması gereken kutsal bir müessesedir. Ailenin korunup, yüceltilmesinin yolu “Ey inanlar, kendinizi ve ailenizi ateşten koruyunuz” (Tahrim/6) fermanıyla mümkündür. Peygamber adaleti; aile kurumunu nikâh akdi ile güvenceye alır. Neslin devamı ve toplumsal dengenin sağlanması ancak evlilik kurumu ile mümkündür. Nikâhsız toplumlar; huzursuzluğun, iffetsizliğin, kaosun ve güvensizliğin yurdudur.

4-Peygamber ahlakı; İslam’ın şiar ve sembol değerlerine sahip çıkmayı gerektirir. Mescidi Aksa Müslümanların ilk kıblesidir, Kudüs de İslam yurdu olup Müslümanların yolunu gözlemektedir. Peygamber adaleti; İslam’ın kutsallarına sahip çıkar. Mescidi Aksa İslam’ın bir kutsalı ve Müslümanların ilk kıblesidir. “Kendisine bazı mucizelerimizi gösterelim diye Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan yola çıkararak, çevresini kutsal kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir (uzaktır) (İsra/1)

5-Peygamber ahlakı; İslam kardeşliğini önceler. Bu kardeşlik, Müslüman bireyden ümmet inşa etme anlayışını esas alır. Her türlü İslam dışı anlayışlar, kavmiyetçilik ve milliyetçilik cahiliye adetlerindendir. Peygamber adaleti; ümmeti bir bütün olarak kabul eder ve dokunulmazlık altına alır. “İşte bu, İslam milleti bir tek millet olarak sizin milletinizdir. Rabbiniz de yalnız benim; onun için hep bana kulluk edin” (Enbiya 92) ayeti İslam adaletinin garantörüdür. Farklı coğrafyaların, milletlerin, ailelerin, sınıfların hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.

6-Peygamber ahlakı; zulmetmemeyi ve zulmü kabul etmemeyi esas kabul eder. Zulümle ve zalimle mücadeleyi izzet bilir. “Sakın zulme meyletmeyin” ve “Zalim kendisinden olsa dahi onu zulmünden alıkoyup, zulmüne engel olma” düsturlarını prensip edinir. Peygamber adaleti; zalimi ve suçluyu cezalandırmada İslam adaletini esas alır. Nitekim Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem Mahzumoğulları kabilesine mensup soylu bir kadının yapmış olduğu hırsızlığın cezasının affedilmesini isteyenlere “Vallahî, hırsızlığı sabit olan Mahzum kabilesinden Fatıma değil, kızım Fatıma bile olsa, ayrım yapmaz ve cezasını verirdim! ” cevabını vermiştir.

7-Peygamber ahlakı; doğruluğu ve güvenilirliği rehber edinir. Müslüman birey ve toplumlarla ilişkimizin temeli, güven, dostluk ve muhabbete dayalıdır. Peygamber adaleti; yapılan akitlere ve anlaşmalara sadık kalmayı gerektirir. Devletler ve topluluklar ile ilişkilerimizde Kur’an ve sünnetin bakışı esas alınır. Bu ilişkilerin zemini ve temeli ancak Müslümanların maslahatları olmalıdır. Medine Vesikası ve Hudeybiye Anlaşması bunun en güzel numuneleridir(örnekleridir).

8-Peygamber ahlakı; Kur’an-ı Kerim’in yüce ahlakını düstur edinir. Hazreti Aişe annemiz “Peygamberin ahlâkı (yaşayışı), Kur’ân’dan ibaretti” diye buyurmuşlardır. Şüphe yok ki “Ve elbette sen yüce bir ahlâk üzeresin. ” (Kalem 4)

Peygamber adaleti; Kur’an ve sünnet bütünlüğünü temel alır. Akılcılık, Kur’aniyyun veya Mealcilik adıyla zikredilen akımlar, İslam akidesine ve Nebevi Metoda uygun değildir. Her Müslüman bu tehlikeli ve zararlı yollardan sakınmalıdır.

9-Peygamber ahlakı; helal kazancı, doğruluğu ve iffeti esas alır. “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. “(Maide 90) Her türlü iffetsizlik ve fuhuş; sapkınlık ve azgınlıktır. Sapkınlığın ve azgınlığın sonu ise cehennemdir. Peygamber adaleti; adil yöneticileri “bireyin ve toplumun hamisi” ve bir zorunluluk olarak görür. Devlete düşen görev, vatandaşını her türlü çirkin işlerden ve fenalıklardan muhafaza etmesidir. Bunların devlet eliyle işlenmesi ise büyük bir felaket ve yanılgıdır.

10-Peygamber ahlakı; her konuda ölçülü olmayı ilke edinir. İsraf bireyi ve toplumu içten içe kemiren sinsi bir tuzaktır. “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (A’raf 31) Peygamber adaleti; “Her işte ve herkes için Sosyal Adalet” anlayışını gerekli görür. Toplumda, elit bir zümre oluşturularak hakların gasp edilmesi kabul edilemez.”

Anahtar Kelimeler: , ,