Düşünce Dünyamızın Serencamı

Düşünce üzerine sayısız makale,  atasözü, deyim,  söylenile- yazıla gelmiştir.

İnsanın varlık zemininde kendisini hissettirmesi hiç şüphesiz düşünce ile gerçekleşmektedir.

Her ne kadar düşünce üzerine kalem oynatılmış olsa dahi; söylem bazından ileriye bir adım atıldığı pek söylenemez. Millet olarak bir şeylerin edebiyatını yapmak bizlere her zaman tatlı gelmiştir.

Zira üretimi olmayan bir şeyin varlığından dem vurmak elbette bir değer ifade etmemektedir.

Bizde düşünce daha çok siyasi partilerin söylevleri ile şekillenmektedir. Tabiri caiz ise düşüncemizi politika ve siyasi argümanlar oluşturmaktadır.

‘’ Bir usûl ve üslup dairesinde düşüncelerini ifade etme cesareti gösteremeyenler kendilerini kulis yaparak tatmin ederler… ’’ İhsan Fazlıoğlu.

Bizim partilerimizin gençlik kolları vardır. Gençlere afyon enjekte eden, yetmezmiş gibi bir de parti denizine akarsular ile genç taşıyan stk’lar vardır. Bu yapılar çoğu zaman ibadet aşkı ile gençleri politize ederek çocuk yaşta ki bireylerin dahi beyinlerini bizim partiye destek vermenin ne kadar elzem olduğunu belletirler. Bu sayede çocuk yaşta bir köleleştirme operasyonu başlamış olur.

Çoğu zaman okuma, düşünme gibi eylemlere yer verilmez zira bunları yapan büyükler vardır. Verilse dahi mensubiyeti kuvvetlendirecek; kendini destekler mahiyetteki kitaplar okutulur. Allah sizin düşünmenizi istemez sizden büyükler, akıllılar, beyinliler zaten düşünüyor; size düşen tam teslimiyet ile dava şuuruna ermektir.

Her ne kadar sağ kesimin jargonu ile yazıyorsak ta sol düşünceye sahip birey ve partiler de de aynı düstur üzerine hareket edilir.

*Mensubiyet duygusu var kılar, devamlı kılar bunun için sömürülecek beyinlere ihtiyaç vardır.

Genç yaşlarda başlayan bu kiralanan beyinlere tohum ekmek uzun yıllar devam eder, birçok gazeteci, köşe yazarı, akademisyen aynı minval üzerine söylev geliştirir. O kadar ki kendisini bu söylevler ile var kılan.

Düşünce deryasına dalamadığı için benliğini hissettirme egosu zirvelere ulaşır. Bu egoyu tatmin etmek ise ancak şimdiye kadar beynine ekilenleri pazarlamakla mümkün olur. Bunun için yapısından kopamaz, koparsa kendisini değersiz hissedecektir.

Birbirini destekleyen bu skala böylece devam eder gider.

Sonuçta ne mi olur:

*Düşünce dediğin de mensubiyetinin, büyüklerinin sözlerini tekrar eden bireyler çıkar.

*Hocasının, Reisinin, Liderinin, söylediklerini Allahtan geliyormuşçasına teslim olur.

*Müslümansa çoğu zaman vahyi ötekiler takip ettiği önderini önceler, zira o daha iyi bilir der.

*Aforizma kasmayı ibadet şuuru ile yapan nesiller türer.

*Slogan atarak deşarj olan gençler yetişir.

*Düşünce tarihimizi sulayan nadide âlim ve filozoflar düşman görülür.

*Bilgi de taassup elzem konuma gelir.

*Parti programları ile oluşan bir zihniyet inşa edilir.

*Cemaat menfaati her şeyden önce gelir.

*Aynı partililer, cemaatliler, bir araya gelerek söylev zenginliğinden sarhoş olarak mutlu, mesut evlerine dağılırlar.

*Yan komşun senin kardeşin değil rakibindir anlayışı hâkim konumdadır.

*Misyoner bir yapıya bürünen birey biz ve diğerleri söylemleri ile çoğu zaman göz çıkarır, kafa kırar.

Düşünce üretemeyen millet ne ile karşılaşır.

*Paralel yapılanmaların biri biter biri başlar.

*Hdpkk gibi aşağılık katil sürüleri çıkar milletin başına bela olur.

*İşidaiş gibi sözde dindarlar çıkar din adına zulüm yapar.

*Laik bilinç adına insanlar çıkar dini değerlere küfreder, dindarları asar.

*Sözde dindar siyasiler çıkar kendilerini ve aile bireylerini Karun yapar.

‘’Adalet benim adaletim ise adalettir’’ Düsturu her bireyin düşünce dünyasını oluşturur.

Düşünce kendini var etme disiplinidir. Geliniz düşünceyi düş olmaktan çıkartalım.

                                                                                                                    Osman Bilgiç