Güdümlü Müslümanlığın Türkçesi

Bir beşer olarak farkını fark edememiş, farkındalığını ortaya koyamamış insanlar güdülenmeye mahkûmdur. Yargı cümleleri ile başlıyoruz hayatımıza, zira zihniyetimizin güdülenmesine karşı bir isyanımız vardır.

Devletin dininin; dini, hegemonyası altına aldığı her ülkenin güdülenmiş maneviyatları ve hissiyatları mevcuttur. Devletin dininden İlah’ın dinine geçemeyen tüm ülkelerin güdümlü bir dindarlığa mahkûm oldukları entelektüel bir çabayı gerektirmeyecek kadar bariz bir hakikattir.

Dinin Devleti ve Devletin Dini tartışmalarını bir kenara bırakarak, ülkemizde yaşanılan gerçekliğe dair birkaç cümle savurmalıyız.

Geçtiğimiz on yıl boyunca Müslümanım diyen birey ve toplulukların serencamına baktığımız vakit geçmiş ve yaşanılan zaman arasındaki savrulmuşluğu kolayca tarif edebilmekteyiz. Savrulan dindarlığımızın bizi getirdiği nokta ise savrulmanın hakikatine iman etmemizde saklıdır.

Geldiğimiz nokta da daha birkaç yıl önce bizi sattılar diye şahsına akıl almadık hakaretler eden insanlar gene birkaç yıl sonra aynı şahıs bizi övdü diyerek yerlere göklere sığdıramayacak bir züppeliğe kurban gitmekte.

Kendi menfaatleri uğruna her dönem hâkim gücün yanında bulunan sözde Müslüman topluluklar menfaatine dokunulduğu zaman dini, imanı bir köşeye bırakacak kadar Müslümanlığı oynayabilen topluluklar.

 İktidarın sev dediğini baş tacı eden flört etmediğini ise adını dahi ağzına almayan bir Müslümanlık türedi verimli topraklarda.

Allah peygamber vs.. diğer kutsallar devletin güdümlemesi ile gündeme getirilen birer maşa olarak kullanıldı Müslümanlık adına.

Himmet, Hizmet, Burs, Yardım ve sadaka adı altında ahlaksız bir kan emicilik; türedi bir Müslümanlık anlayışı hâkim oldu, yaşadık, bariz ortada.

Gelinen noktada ise yapılan hizmetler ve çalışmaların sadece dostlar mecliste görsün anlayışından ileri gitmediğine bir kez daha şahit olmaktayız. Güdümlü bir din algısı ile suya sabuna dokunmadan gemisini yürüterek bir yerlere gelme çabası; ve prestij imanı, Müslümanlığımızı törpüler mahiyettedir.

İktidarın yapmış olduğu icraatları eleştirmek bir yana;

Güdümlü Müslümanların ahvali o kadar yalaka bir hal almıştır ki, artık iktidarın söylemleri dahi STK ve Cemiyetlere radikal gelebilmektedir.

Müslümanların ‘’Rızık Allah’tandır’’ cümlesini apartmanlarının girişlerine veya aracının arka camına yazdırmaları maalesef rızık uğruna kırk takla atıp her güçlünün önünde eğilmeleri.

Her ihtimale karşı aşırı gitmeyelim orta yolcu olalım suya sabuna karışmadan gemimizi yürütelim anlayışı artık Müslümanlar içerisinde belkide en masum istek olmaktadır.

Çünkü Müslümanlar artık mevki ve makam adına daha çok veya daha az Müslümanlığı’nı hissettirmektedir.

Zamanın şartlarına göre İslami anlayışları değişen bir toplum, bu değişimin asıl sebebi akademik bir araştırma ürünü olmaktan çok siyasi erkin ideolojisine biat etmektir.

Bu yolda verilen mücadele ise elbette kutsaldır.

Nitekim beraberinde mal, makam, şan, şöhret ve ego tatminini beraberinde getirir bu ise elbette küçümsenmeyecek bir müjde ve kutsiyettir.

Güdümlü bir dindarlık bizim dindarlığımız olamaz müstakil ve müsait kavramları ticarette geçerli olabilir. Fakat din ticarete ve siyasi erke peşkeş çekilemeyecek bir kutsal olmak zorundadır.

Bizden olunca palazlanan bizden değilse kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırarak gezen bir Müslüman nasıl bir ezikliğin eseridir bu da sizin takdirinizdir.

Osman BİLGİÇ