Hasan Sabaz’la ‘Müslümanlar arası diyalog’ röportajı

DoğruHaber gazetesi yazarlarından Hasan Sabaz’la ‘Müslümanlar arası diyalog’ konulu gerçekleştirdiğimiz röportajı yayınlıyoruz.

– Müslümanların birbiriyle ilişkileri kardeşlik hukuku çerçevesinde olmalıdır.

– Hiç kimse kendi çıkarını, cemaat çıkarını, parti çıkarını düşünerek değil, İslam’ın, Müslümanların çıkarını, maslahatını düşünerek değerlendirme yapması lazım.

-‘’Müslümanın ayağına diken battığında, diğer Müslümanlar bundan rahatsız olmalıdır’’ anlayışıyla hareket etmek gerekir.

Hocam öncelikle şehrimize hoş geldiniz. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Adım Hasan Sabaz. Doğru Haber gazetesi yazarıyım ve Dua yayıncılıkta çalışıyorum.

Hocam günümüzde İslam coğrafyasında Müslümanlar arası diyalog çok zayıf durumda olduğu aşikâr. Buna bağlı olarak Müslümanlar arası diyalogun önemi konusunda düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Müslümanlar bir olmakla yükümlü kılınmıştır. Rabbimiz bunu ayet-i kelimelerle belirtmiştir. Müslümanların birbirileriyle olan ilişkileri kardeşlik hukuku çerçevesinde olmalıdır. Bunun haricinde uygulanan usul ve yöntemler, bir süre sonra işi farklı noktalara çekeceği için, iyi sonuçlar vermez. Müslümanlar arası diyalog tabi ki olmalı. Bu diyalogun zemini İslam kaynaklarının içinden olmalı. Hz peygamberin uygulamaları örnek alınmalıdır. Biz yan yana gelmediğimiz zaman birbirimizi tanıyamayız. Birbirimizi tanımadığımız zaman ise başkalarının tanıttığı şekilde biliriz, bu da yanlış tanımalara, yanlış değerlendirmelere yol açar, İslami manada kardeşlikle ilgili emirleri yerine getirmememize neden olur ve günah işlememize sebebiyet verir.

Müslüman camialar arasında diyalogun zemini nasıl olmalıdır. Yani nasıl işlevlik kazanmalıdır? Fikirlerinizi alabilir miyiz?

Müslümanların bu konuda bir defa samimi olmaları gerekir. Öncelikle bizim bu diyaloga ihtiyacımız var mı, yok mu? Buna karar vermelidirler. Buna karar verdikten sonra, bunun kazanç sağlama, çıkar sağlama olmadığı net olarak ortaya çıkacaktır. Hiç kimse kendi çıkarını, cemaat çıkarını, parti çıkarını düşünerek değil, aksine İslam’ın Müslümanların çıkarı, maslahatını düşünerek değerlendirme yapması lazım. Hiç kimse benim ismim ön plana çıksın, ben daha çok kazanmalıyım diye düşünmemelidir. Eğer ümmet sıkıntı içindeyse bunun için çaba harcanması lazım. Bu vazifeyi insanlar takdir etmese bile, Allah’ın takdirini görmek gerekir. Eskiler ‘’ İyilik yap denize at. Balık bilmezse Halık bilir’’ demişler. Bu şekilde bir teslimiyet anlayışına sahip olmamız lazım.

Peki, Müslümanlar arası diyalogun önündeki engeller nelerdir? Son olarak bu konudaki düşüncelerinizi de alabilir miyiz?

Tabi bu konuda en önemli engel Müslümanların kendileridir. Öncelikle zihinlerdeki engellerin kaldırılması lazım. Yani biz kendimiz oluşturduğumuz engelleri kaldırmadığımız sürece, başkalarının hayali engelleriyle uğraşırız. Biz ilkelerimize, değerlerimize, inancımıza bağlı kaldığımız zaman göreceğiz ki Hz peygamberin ensar-muhacir arasındaki kardeşlik ilişkisi gibi bir kapı çıkar önümüze. Böylece başkalarının önümüze koymaya çalışacakları engeller de bize zarar verecek değildir. ‘’Müslümanın ayağına diken battığında diğer Müslümanlar bundan rahatsız olmalıdırlar’’ anlayışıyla hareket etmek gerekir. Bizim kafamızdaki önyargıları kesinlikle değiştirmemiz gerekiyor. Kardeşliğin ne anlama geldiğini bilmemiz gerekiyor. Buna göre davranırsak Rabbim muvaffak kılar inşallah.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun Hocam. Size de bundan sonraki çalışmalarınız da başarılar ve Rabbimizden muvaffakiyetler diliyoruz.

Yavuz BİLGİÇ