Hicret ve Müslümanların Hayat Nizamı Konuşuldu

Aksaray İlim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AKSA-DER) in gerçekleştirdiği geleneksel cuma sohbetleri devam ediyor.

Dört yılı aşkın bir süredir devam eden cuma buluşmalarında ümmetin meseleleri, Müslüman gençlerin sorunları ve geleceği gibi konularla beraber Siyyer, İslam Tarihi, ve güncel konular ele alınıyor.

Geçtiğimiz hafta hicri yılbaşı, hicret ve İslam Hayat Nizamıdır konuları konuşuldu. Bedih Çiftçi’nin sunumuyla gerçekleşen sohbetin içeriği şu şekilde;

Hicri Yılbaşı

Peygamberimiz 13 yıl boyunca tüm sıkıntılara, dayatmalara, horlamalara, işkence ve katliamlara rağmen sahabeyi İslam’ın eğitim metodunu uygulayarak eğitmiştir. Mekke’de İslam’a davet edilecek kişi kalmayıncaya kadar, Mekke’de davete elverişli ortam tamamen ortadan kalkıncaya kadar davet mücadelesini sürdürmüştür.

Mekke’de İslam’ı yaşamak ve yaymak için tüm imkânların yok olmasıyla Peygamber’de daha önce Medine’ye hicret eden Müslümanların yanına hicret etmeye karar vermiş, Hz. Ebubekir’le beraber yola çıkmıştır.

Hicret, sevdiklerini, doğup büyüdüğü ortamı, ticaretini, evini barkını geride bırakıp gitmektir. Tüm kazanımları bırakıp gitmektir. İslam davası için her şeyden vazgeçmektir.

Kur’an da bahsedildiği gibi “Melekler, nefislerine zulmeden kimselerin canlarını alırken: “Ne işte idiniz” deyince, bunlar: “Biz yeryüzünde güçsüz bırakılanlar (mustazaflar) idik” diyeceklerdir. Melekler de: “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!”……(Nisa:97) Hicret aynı zamanda bir gereklilik ve emirdir.

Hicretten on altı yıl sonra 638, dönemin halifesi Hz. Ömer’in emriyle Hz. Muhammed (a.s)’in Mekke’den Medine’ye hicreti,1 Muharrem İslâm tarihinin başlangıcı, Hicri Yılbaşı olarak kabul edilmiştir. Bu gün Hicretin 1439. Yılına girmiş bulunmaktayız. Yeni hicri yılımız, Ümmetin vahdetine ve kurtuluşuna vesile olsun.

Ne yazık ki bu gün bizler, bizim olmayan, bizden olmayanların takvimini kullanmaktayız.

İslam Bir Hayat Nizamıdır

Din, insan hayatının her evresine hükmeden, kuşatan bir hayat nizamıdır. İslam, insan hayatının tamamına hitap eden kâmil ve şamil bir dindir.

İslam’ın temel unsurları Kur’an ve Sünnettir. İslam, teslimiyettir. İslam’ı kabul eden fertler Allah’a teslim olmuş, onun vahyine göre hayatını şekillendireceklerine dair yüce Allah’a söz vermişlerdir. Müslümanlar hayatlarını Allah’ın çizdiği, peygamberin de tatbik edip gösterdiği kurallar üzerinde inşa ederler.

İslam diğer yaşam biçimlerini komple reddedip yeni bir nizam kurar.

Daha önce ki konularımızdan olan “Dünyevileşme ve Uhrevileşme” sapmalarından bahsettiğimiz gibi insanoğlu dini tam anlamıyla anlayıp uygulamadığı takdirde kendi yaşamını din gibi kabul etmeye başlar. Parçayı ele alıp dinin bütününü bundan ibaretmiş gibi görmeye ve savunmaya başlar.

Bir kesim İslam’ı yalnızca tasavvuftan ibaret görür.

Bir kesim İslam’ı yalnızca siyasetten İbaret görür.

Bir kesim İslam’ı yalnızca eğitimden ve fikirden ibaret görür.

Hâlbuki Peygamberlerin yaşam pratiğinde İbadet, siyaset, eğitim, fikir ve diğer konuların tamamı vardı, bunların arasında bir öncelik, ayırım olmaksızın fevkalade orantılı bir şekilde tatbik ediliyordu.

“Bu zamanda …” diyerek söze başlayan kişilerin, İslam’ı bir taraflara çekenlerin referanslarına bakmamız gerekiyor. Bizler için filanca şeyh, falanca âlim, siyasetçi, lider değil Kur’an ve Sünnet referans kaynağı olmalıdır.

Allah’a iman eden kişi hiçbir şeyden çekinmez, korkmaz! Sonunda ölüm dahi olsa çekinmez çünkü bu yolun sonunda en fazla şehadet vardır.

Kur’an insanı inşa etmek için gönderilmiş bir kitaptır. Batı dünyası ise “benim görüşüme, benim dinime uymayan, aykırı olan her şey aşırıdır” damgası vurmaktadır.

İslam insanın bütün hayatına sirayet etmek üzere gönderilmiş bir dindir. İslam siyasettir, ibadettir, yardımlaşmaktır, kardeşliktir, ticarettir, eğitimdir.

Sen İslam’da siyaset yoktur dediğin zaman Kur’an’ın yönetimle alakalı ayetlerini görmezden gelmiş olursun, bu gün olduğu gibi Müslümanları yöneten yöneticilerin Amerika valilerinden ibaret kuklalar olarak sana hükmettiklerini görürsün. O kuklaların seni yönetmek için çıkardıkları yasalara göre hareket etmek zorunda bırakılırsın!

Müslümanlar Allah’ın göndermiş olduğu sisteme göre yaşamazlarsa, bunun mücadelesini vermezlerse, batının sistemini almak, uygulamak durumunda kalırlar ki, bu gün halimiz aynen bu şekildedir.

Meselenin Çözümü Nedir?

Metotlar’ ı din olarak algılamamalıyız. Allah bizi kardeş kılmıştır. Bu gün Aksaray ortamında İslami faaliyet yürüten birçok yapı olmasına rağmen arada kardeşlik bağları zayıflamış, yok olmuştur.

İslam dinini kendi kaynaklarından Kur’an ve sünnetten öğrenmeliyiz. İslam davası uğrunda büyük bedeller ödemiş olan tefsircilerin eserlerinden öğrenmeliyiz.

Allah, aile ilişkilerinde, komşuluk haklarında, ticaret alanında bizlerden neler istiyor, bunlara bakmamız gerekiyor. Sahabede ki aşk ve gayret nasıl oluşmuş, süreklilik nasıl başarılmış biraz bunlara bakarsak kurtuluşumuzu gerçekleştirecek örnekleri öğrenmiş oluruz.

Allaha emanet olun. Selam ve Dua ile.