İman Ahlak Samimiyet

İslam dininin bize göre vazgeçilmez temel prensipleri, bu üç kavramda toplanmıştır. Dini bir vücuda benzetecek olursak omurgasını bu üç kavram oluşturmaktadır diyebiliriz. Her üçü de birbirinin içerisinde anlam bulan biri olmadığı zaman tam işlevsellik gösteremeyen bu kavramlar, aslında işin özünü temelini yansıtmaktalar.

Öncelikli olarak güncel hayattan örneklendirerek yazımıza başlayalım, akabinde kavramların İslami dilini kullanalım;

İman etmek, inanmak demek, hayatındaki tüm engelleri bertaraf etmek demektir.

Toplumun veya kişilerin etrafına çizmiş olduğu sınırları genişletmek kaldırmak adeta sınır tanımamak ve karşısında hiçbir güç ve engelin duramaması iman etmekle, inanmak ile mümkündür. Kişi inandığı şey uğruna karşısına çıkan bütün engelleri kaldırabilmektedir.

İnanç; hayallerin ötesine götüren en önemli ve biricik mefhumdur. Bu minvalden bakıldığı zaman tarihe ismini yazdırmış bütün hareketler ideolojiler veyahut bilimsel çalışmalar bir inanç sonucunda ortaya çıkmıştır.

Samimiyet; İnanç ahlak ve samimiyetten oluşur. İnanılması gerektiği gibi inanmak inancın tüm parçalarına saygı göstererek hakkını vererek olması gerektiğinin dışına gitmemekle değer kazanır. İman ve işinde ahlak, beraberinde samimiyeti getirdiği zaman, ki bu da tüm takatini katmakla olur, işte o zaman zafer kendinden gelecektir.

İnancın samimiyete dönüşmemesi demek zaferin gecikmesi veya gelmemesi mücadelenin kaybedilmesi demektir. Bir işe, öncelikle inanılmak zorundadır akabinde o işin ahlakı neyi gerektiriyorsa o şekilde bir ahlak ile ahlaklanmalı bu ikisinin anlam bulması çelikleşmesi ve bir değere dönüşmesi ise ancak samimiyetle mümkündür.

Samimiyet olmadan iman ve ahlak bir yere varamaz.

İman olmadan samimiyet ve ahlak yine bir yere varamaz

Ahlak olmadan iman ve samimiyet yine bir yol kat edemez

Olması gereken ise hayatımızı bu üç sacayağın merkezine oturtmak ve dengeyi muhafaza etmektir. İş hayatında veya eğitim hayatında iman ahlak ve samimiyet düsturu ile hareket edenler kesinlikle başarılı olmuşlardır buna hem tarih hem de realite şahitlik yapar. Bunların yoksunluğu gerçek anlamda bir başarıyı asla getiremez.

Sahih bir iman, camiye hapsedilmiş veyahut cuma günlerine hapsedilmiş bir iman değildir. İman hayatın bütün alanlarını kuşatır. Hakiki imana sahip birey bir taşın şeklinden ilham alır, bir yağmur damlası kendisine hayat katar. Her birey birer delil her kalp kendisinde imanın tazelendiği bir limandır. İmanın kapalı kapılar ardına hapsedilmesi cami ve mescitten ibaret hale getirilmesi düşünülemez. Sosyal hayatı kuşatan iman, ahlak, samimiyet potasında eritilen bir zihin ve vicdan hakiki bir Müslüman olmanın ilk ve son şartıdır.

Osman BİLGİÇ

Anahtar Kelimeler: , , ,