İnsanlığın Yahudilerle İmtihanı

‘’İsrail’’ kelimesi İbranicede  ‘’yenilmez’’ anlamına gelip, Hz. Yakup’ un lakabıdır. Hz. Yakup (a.s.)’ın oğlu Yahuda’nın soyundan gelenlere Yahudi, bu soydan gelip Hz. Musa’nın dinine mensup olanlara ise Musevi denir.

Yahudiler M.Ö. İkinci bin yılın başlarında Hz. İbrahim’in torunu Yakup(a.s.)’la sahneye çıkmışlardır. Yusuf (a.s.) daveti üzerine Hz. Yakup ve Oğulları Mısıra yerleştiler. Mısırda Firavun’un zulmü altında üç asır kaldıktan sonra Hz. Musa (a.s.) öncülüğünde Mısır’dan ayrılıp Filistin’e yerleştiler. Tabi ki Filistin’e geliş sırasında Hz. Musa (a.s.) çokça eziyet ve ihanet etmişlerdir. Nitekim Allah-u Teala onları zelil bir kavim olarak nitelemiştir.

Filistin’e yerleşen Yahudiler komşu halk ve devletler arasına nifak ve tefrika sokarak kavga ve savaş çıkarmaya sebep olmuşlardır. Bundan dolayı Asurlular Kral Sargon komutasında M.Ö. 700’lü yıllarda fitne çıkaran Yahudilerin bir çoğunu öldürmüş, kalanları sürgüne göndermiştir…

M.Ö. 200’lü yıllarda Roma İmparatorluğuna bağlı küçük bir krallık iken yine yapmış oldukları fitne, ihanet ve kalleşliklerden dolayı Roma imparatoru Titüs tarafından Yahudi yerleşim yerleri yerle bir edilmiş, bir çoğu kılıçtan geçirilmiştir. Daha sonra aynı kalleşlik ve ihanetlerine devam eden Yahudiler, bu sefer Romalıları canlarında bezdirdikleri için İmparator Pompeius Filistin bölgesini yerle bir etmiş ve Yahudileri imparatorluğun en uzak coğrafyalarına sürmüştür.

Tarih boyunca halkların ve devletlerin arasına nifak sokup, kalleşlik yapan Yahudi milleti bedelini de en ağır bir şekilde ödemiştir; bundan dolayı yaklaşık 2500 yıl boyunca ne bir devletleri, nede bir toprakları olmadan rezil ve sefil bir hayat sürmüşlerdir.

Yahudi milletinin karakteristik özelliği olan fitne, fesat, kalleşlik ve ihanetleri İslam tarihinde de çokça görülüyor. Efendimiz (s.a.v.) her türlü iyi niyet, hoşgörü, adalet ve sabrına rağmen Yahudiler fırsat buldukça gah anlaşmaları bozmuş,  gah Efendimize suikastlar düzenlemiş, gah Müslümanları kalleşçe arkalarından vurmuşlar. Medine de yaşayan Ben-i Kaynuka, Ben-i Nadır ve Ben-i Kureyza kabileleri buna örnektirler. Her seferinde Müslümanlarla beraber olduklarını deklare etmişlerse de ilk fırsatta Müslümanlara kalleşçe darbe indirmeye çalışmışlar. İşte bu ihanet şebekesi Yahudiler ihanetlerinden dolayı İslam Ülkelerinde de sürülmüşlerdir. Yine de en rahat ve huzurlu yıllarını Müslüman Beldelerde yaşadıkları yıllardır.

Yahudilerin kötü sicilleri, davranışları ve ihanet yüklü tavırları yüzünden, orta çağda Avrupa  onlara zindan olmuş, devamlı horlanıp tahkir ve terzil edilmişlerdir. 1290 tarihinde İngiltere’den toptan çıkarılan Yahudiler, 1394’de Fransa’dan ve 1492 tarihinde de İspanya’dan sürülüp çıkarılmışlardır.

Unutmamız gerekir ki dünyada her türlü hile, fitne, savaş ve ihanetlerin arkasında ya doğrudan, yada dolaylı olarak Yahudilerin parmağı vardır.

Dünyaya egemen olan kapitalizm, komünizm, Pragmatizm ve Sekülerizm gibi ideolojilerin arkasında yine Yahudiler vardır. Osmanlı yıkılışının baş aktörü, Fransız ihtilalinin organizatörü, Haçlı Seferinin finansörü yine Yahudilerdir. 1948’e kadar devletleri olmamışsa da onların hile ve entrikalarıyla birçok devlet kurulmuş veya yıkılmıştır. Kısacası maddi güçleri ve şeytani planları sayesinde, geçmişte ve günümüzde insanlığın baş belası olmuşlardır. Bunları yazarken elbette bütün Yahudileri kastetmiyoruz. Mutlaka istisnaları vardır.

Merhum Necip Fazıl ne güzel özetlemiştir “ Yahudiler yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe verecek kadar habis ve menfaatperest insanlardır.”

İhlas ve kardeşlik temennisi ile…

Abdullah KADIOĞLU

Anahtar Kelimeler: , , , , , ,