İslam Coğrafyasının Durumu ve Müslümanların İttihadı

Ortadoğudaki gelişmeler Dünyanın gündemini oluşturuyor. Bütün dikkatler Suriye, Irak iç savaşı üzerinde olduğu bu günlerde, İsrail terör rejimi fırsat bilerek bir yandan darbeci Mısır rejimi ile Gazze’nin hayat damarları olan tünelleri işlevsiz hale getirmeye çalışıyor, diğer yandan sessiz sedasız Mescid-i Aksa’ya saldırılar yapıp Müslümanların ilk kıblesini yıkma girişiminde bulunuyor.

Necis postalları ile mübarek Mescid-i Aksa’ya giren azgın terör rejimi İsrail askerleri; Kuran-ı Kerimleri ortalığa saçıp, mukaddesatımıza küfür edip Müslümanları bir kez daha yok saymışlardır.

Biz İslam Ümmeti, iki milyara yakın sözde sayımıza rağmen şu Hadis-i şerife muhatap olmuşuz. “Onların sayısı çok olacak ancak suyun üzerindeki çer-çöp gibi değersiz olacaklar.” Evet, bugün aynen öyle olmuşuz. Sözde sayımızın çokluğuna rağmen hiçbir kıymeti harbiyemiz yoktur. Her yerde öldürülüyoruz, talan ediliyoruz, işgal ediliyoruz, alınıp-satılıyoruz, sınırlarımız çiziliyor, Devletlerimiz inşa ediliyor- yıkılıyor, yer altı kaynaklarımıza el konuluyor, ama biz hiçbir şey yapamıyoruz. Çünkü biz bir değiliz, beraber değiliz, ,el ele- gönül gönül’e değiliz. Kısacası bizde ümmet bilinci kaybolmuş. Kimimiz; Ulusçuluk- kavmiyetçilik, kimimiz mal-makam-mevki, kimimiz şan-şöhret ve kimimizde arzu-isteklerimizin peşinde sürüklenip gidiyoruz.

Oysa İnsan namusu, şerefi, mukaddesatı ve inancı için yaşar. Bunları kaybettikten sonra Ulusu, makam-mevki, şan-şöhreti ve istek-arzusuda beş para etmediği gibi kişi şahsiyetini de kaybeder. Toplumlar için istihza/alay konusu olur, değersizleşir ve dikkate alınamaz duruma gelir. Üzülerek söylüyoruz İslam Ümmeti bugün öyle olmuştur.

İslam Ümmeti olarak bir an önce bu derin uykudan uyanmalıyız, kardeşlik ruhu tesis etmeliyiz, dost-düşmanını tanımalı ve ümmetçi ruha kavuşmak zorundayız. Ancak o zaman Ümmet kurtulur, Kâbe-Mescid-i Nebevi şen olur ve Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuşur. Çünkü Haremeyni Şerifeyn ile Mescid-i Aksa ‘nın kurtuluşu, Ümmetin ittihadı ile mümkündür.

Peki, Müslümanların ittihadı (birliği) nasıl sağlanır?

Müslümanların ittihadı için birçok şey yazılabilir, söylenebilir, birçok madde sıralanabilir ancak âcizane olarak birkaçını yazmakla yetineceğim.

– Biz Müslümanlar Kuran-ı Kerim ve Siyer-i Nebiyi sık sık okumalı ve iyi anlamalıyız.

– Peygamberler ve İslam tarihini iyi öğrenmeli ve alınması gereken dersler üzerinde iyi tefekkür etmeliyiz.

– Cemaatçilik taassubundan kurtulmalıyız. Futbol takımı tutar gibi Cemaat tutma yerine, neden bir Cemaate müntesip olmak zorundayız? sualine Kuran-Sünnet merkezli cevabını iyi öğrenmeliyiz.

– Cemaat şuurunu iyi kavramalıyız. Hizmet ve mücadelede; disiplinli, İstikrarlı, devamlı, planlı, programlı bir çalışma içerisinde olmalıyız.

– Sırayla Yerel, Ulusal ve Uluslar arası Müslümanlar arasında diyalog sağlamalıyız. (Unutmamalıyız ki; Cemaatler arası yerelde diyaloglar kurulmazsa Ulusal düzeyde de kurulamaz, Ulusal alanda diyalog kurulmazsa Uluslar arası diyaloglar hiç kurulamaz.)

– Biz Müslümanlar teferruattaki ayrılıkları bir kenara bırakarak, ortak paydalarda bir araya gelmeliyiz.

– Particilik, Cemaatçilik, Vakıfçılık, Dernekçilik hastalığından kurtulup Ümmeti ilgilendiren meselelerde tek ses, tek yürek ve tek yumruk olmalıyız.

İhlâs ve kardeşlik temennisi ile…

Abdullah KADIOĞLU