İslami Kaygılarımız Ve Kaybolan Kişilik!

İslami kimliğin Müslüman şahsiyetine kazandırdığı en önemli özellik, İslami kaygılarımızdır. Bu günümüzü ve yarınlarımızı kurtarmak, nesili ve ekini talan edenlerin karşısında tavır sahibi olabilmek ancak ve ancak İslami kimlik sahibi olmakla mümkündür. İslami kimlik bizi kurtaracak olan yegâne imkân ve imandır. İslami kimlik, Müslümanı harekete geçiren bir cevher ve duruş ’tur.

Bu gün Dünyanın Üçte ikisinin aç ve yoksul bırakıldığını, tüm Ortadoğu halklarının cehenneme dönen topraklarını, geriye kalan sözde gelişmiş ülkelerdeki insanlığın sömürülen emekleri, gasp edilen haklarını çok acı bir şekilde gözlemlemekteyiz. Bu gün içinde yaşadığımız ve kendisiyle imtihana tabi tutulduğumuz dünya tablosu, tam bir karmaşa ve zulüm diyarına dönüşmüştür. Bu tabloyu görmezden gelmek, böyle bir âlem, böyle bir dünya yokmuş gibi yaşayabilmek İslami kimlikten yoksun olmanın en önemli göstergesidir.

Müslüman ve dindarsınız fakat gündeminizde ve dünya görüşünüzde emperyalist yağmacıların katliamları ve talanları yoksa Emperyalizmin gözünde ki en makbul vatandaş sizsiniz! Müslüman ve dindarsınız fakat dualarınızda ve feryatlarınızda Gazzeli, Arakanlı, Doğu Türkistanlı, Afganistanlı, Suriyeli, Iraklı, Mısırlı Müslümanlar yoksa işte bu durumda sizler Siyonizm’in hoşlandığı görüntü, kimliğinde Müslüman yazan kalabalıktan birisiniz.

Dünya hayatının çekiciliği ve hiç bitmeyecekmiş gibi görülen/gösterilen şatafat, lüks, konfor, eğlence, tatil ile dolu bir âlem tam olarak bizim gerçek felaketimizdir! İşte böyle bir dünyada İslami Kimliğe sahip olmak, ateşten gömleği giymek değildir de nedir. Böyle bir dünya da İslami kimliğe sahip olan bir Müslüman mücadelenin tam orta yerinde olacaktır. İslami kimliğe sahip olmak kuru bir iddia değil pratiğin kendisini gerektirir. İslami kimliğe sahip olanlar, batıl sistemler ve düzenler tarafından asla ve asla makbul görülemezler. Eğer batıl düzenler ve karanlık odaklar sizin kimliğinizden rahatsız olmuyorlarsa bilin ki o kimlikte sentezler, aromalar, kokteyllerle bir başkalaşım yaşanmaktadır. Hele birde siz fasıkların yalan haberlerine itibar edip buna göre amel etmeye başlamışsanız, bununla da kalmayıp İslami camiaları hedef almışsanız siz çoktan buhar olup bitmişsiniz, her ne kadar İslami kimlik görünümü vermiş olsanız bile bu sefer kişiliğiniz sizi siz olmaktan çıkarmıştır. Bu duruşunuzla ümmetin hiç bir derdine deva olamayacaksınız.

Acı bir gerçeği görmek durumundayız, Ülkemiz ve bu şehir kesinlikle iyiye doğru gitmiyor. Dünyevi kaygılarımız bizi tamamen kuşatıp kör-sağır-dilsiz yaptığı için hiçbir şey yokmuş gibi yaşamayı başarabiliyoruz. Her gün olağanüstü bir saldırı ve propagandaya maruz kalan Müslümanların her şey olağan ve yolunda gibi davranmaları tam bir felakettir. Evet, en büyük felaket, İslami kimlikten azade olanların bu durumlarından bihaber olmalarıdır.

Kamusal alanda, cadde ve pazarda başörtülülerin ya da dindar kesimin çok olması, zenginleşmeleri ve her köşeyi kapmaları size hoş gelebilir, fakat İslami yaşam, İslami kimlik kaygılarının olmaması gerçeğini nasıl yok sayabiliriz? Büyümenin beraberinde gelen içten içe çürüme, yozlaşma ve savrulmayı görmemek, görememek nasıl bir ruh halidir?

Bir şehrin cadde ve sokaklarında aleni bir şekilde işlenen haramlar, uyuşturucu, alkol ve her türlü ahlaksızlığın yaygınlaşması, batıl ideoloji taşeronlarının gençliği fikri ve ahlaki bataklığa çekme çabalarını gördüğü halde kılını kımıldatmayanlar, birkaç yeni yetme kiralık fasığın getirdiği habere itibar edip İslami camiayı hedef almaları, ötekileştirmeleri, aleyhinde kara propaganda yapmaları ne İslami kimliğe uyar nede insani kişiliğe yakışır.

Dünyanın geçici menfaatleri karşılığında Ayetleri ve peygamberin sünnetini dikkate almadan, kendisine gelen haberin kaynağını ve haberi getiren fasıkları dikkate almadan karar alanlar en büyük yanlışı İslami kimliğe yapmışlardır. Kimlik ve kişilik bir birini tamamlayan et ve kemik gibidirler, ayrılamazlar. Kimliğiyle Allah’ı kişiliğiyle karanlık odakların kiralık fasıkların sevindirenler bu ülkeye ve bu şehre hiçbir değer katamazlar, ümmetin geleceği için asla bir umut olamazlar.

 

Mustafa BİLGİÇ