Kollektif Şuur

‘Şuur insanın vicdanını terbiye eden aklını ve yüreğini törpüleyerek düzene sokar.’

Şuur; bir varlığın içinde bulunduğu gerçeklik noktasıdır. Anlama kabiliyeti, idrak etme becerisi, görebilme yetisi hep o an içindeki şuur seviyesine bağlıdır. Eğer anlayamıyorsa yeterli zihin noktasında yani şuurda değildir. Meselenin bilincine varamıyordur. O yüzdende varlıklar kendi gerçeklik dünyaları içinde yaşarlar ve ona göre hareket ederek, ona göre karar verirler. O nedenledir ki, birimizin kararını bazen bir diğerimiz anlamaz.

Bir varlığın çaba içinde olması çok mühimdir. Daha fazla gerçeğe temas etmek, daha fazla görebilmek, daha fazla işitebilmek için çaba hayrınadır elbette.

Şuurumuzu geliştirmek için ne yapabiliriz? Daha engin bir şuur ile daha az duygusal yük taşımak için neler yapılabilir? Böylece daha uyumlu ve olumlu bir yaşamımız olabilir mi? Şuurlanma bizim daha rahat, yumuşak ve esnek zihinlere sahip olmamızı sağlar mı?

Öncelikle şuurumuzu genişletmek ve geliştirmek bir yaşanmışlık neticesinde olabilecek bir iştir. Yaşamakta olduğumuz her olay zaten bunun için vardır. Şuurumuzu genişletelim esnetelim diye… Yaşayarak, anlayarak, öğrenerek şuurumuz genişlemektedir zaten. Ancak buna ilave olarak yapabileceğimiz şey niyetimizi korumak ve irade koymaktır.

Çünkü şuuru yukarıda tutma çabası zaman içinde zihinde bir genişleme yaratacağı için gereksiz duygusal yüklerin azalmasına neden olacaktır. Bu çaba bizi aşağıya çeken ağır ve ağdalı duygusal olaylara zaman içinde daha rahat ve hafif bakmanıza neden olacaktır. Ki, bu da elbette kendiyle ve evrenle barışık daha uyumlu ve olumlu bir yaşam getirecektir bizlere.

Olayların dilini yavaş yavaş çözerek, bu yaşamın kulaklarınıza neler fısıldıyor olduğunu nihayet duymak demektir.

Bir toplumun ortak hatıra, birikim ve deneylerinden kaynaklanan şuur’a, kollektif şuur diyebiliriz.

Toplumların şuura ermesi bireylerin şuur’u ile mümkündür. Her birey birincil görevinin okumak ve hikmet’e erme gayesi ile yapmış olduğu çalışmalar beraberinde şuur u getirecektir ve toplum olarak bir şuur potasında hemhal olmuş olacağız.

Toplumda var olan ayrıkların topluma nüfuz etmesinin önüne geçebilmek ancak bu şuurla mümkündür.

Memleketin ve milletin hayrına çalıştığını beyan eden ve bu amaç için bir araya gelmiş küçük toplulukların daha etkili işler yapabilmeleri için gerekli olan tek şey şuur dur.

İslami çalışmalara taklit, reklam, prestij düsturuyla yaklaşan bir zihniyetin üretim ve nitelik anlamında ortaya koyacağı bir şey yoktur.

Tarih boyu Müslümanların kendi üzerlerine gömlek olarak biçtikleri ezilmişlik psikolojisi günümüz camialarının vazgeçilmez düsturlarıdır.

Bilgi, bilinç, karekter ve şuur oluşturamayan bütün yapı ve organizmaların tarihin çöplüğüne atıldığı bir hakikattir.

Yapılan çalışmaların hedefine ulaşması ve meyveye dönüşmesi ancak kollektif bir şuur ile mümkündür. Aksi halde yapılan çalışmalar yapboz parçalarını andıran bir rekabetten başka bir şey olmayacaktır.

OSMAN BİLGİÇ