Korkaklar ve Zavallılar Camia Olamazlar!

Ey İman edenler! Uzak ve Hayali Düşmanlarla Uğraşarak Vaktinizi ve enerjinizi boşa harcamayın! Size düşmanlık eden kâfirlerin öncelikle size en yakın olanlarıyla savaşın. Hakka karşı savaşan o zalimler, sizde sarsılmaz bir inanç, bir kararlılık ve sertlik görsünler. Bilin ki Allah zalimlere karşı asla yumuşaklık göstermeyen, fakat bunu yaparken de zulüm ve haksızlıktan titizlikle sakınan kimselerle beraberdir.(1)

Cihad meydanlarında kurşunlara, katliamlara yağmaya ve ateşlere maruz kalarak yanmakla, plaj meydanlarında güneş altında yan gelip yatarak kararmak bir değildir. İslami camialar öylesine romantikleşip çözüldüler ki, plajda kumda oynamanın adını bile cihad koyarak buharlaştılar. Bu günlerde bizzat yaşadığımız şu acı tablo tam bir ibret vesikasıdır. Zalime karşı Müslüman camianın yanında olmayı bir kenara bıraktık, bir basın açıklaması yapmaktan bile çekinir hale geldiler. Bu durumda zalimin, katilin, hainin zulmüne sessiz kalarak camia olma vasfından çıkıp facia olma durumuna geldiler.

İrade yoksunu basmakalıp ezberci zihniyetler için zulüm yağma ve talan illaki Filistin ya da başka bir ülke de olmalı ve merkezleri düğmeye basmalı ki meydanlara dökülebilsinler.

Yada Kur’an-ı Kerimi Yakan, camileri yakıp yıkan, bir papaz olmalı, ya da her hangi bir Batılı’nın olması lazım ki efendiler meydanlara dökülsünler ve kıymetli ağızlarından bir slogan çıksın!

Bir garip ve gafil savunma; “Bunlar Siyonizm’in, dış güçlerin oyunudur, oyuna gelmemeli, milleti birbirine kırdırma oyunudur, kışkırtmaya gelmemek lazım!”

Böyle bir savunma gafletinde bulunanlar İslam Tarihini ya hiç okumamışlar, ya da dinlememişler. İslam tarihi baştan sona “söz konusu İslam ve İslam’ın şiarlarıysa geriye kalan her şey teferruattır” der. Bedir savaşını hatırlayan yok mu, oğul bir safta babası diğer safta…“Millet” diye bir put çıkmış uzun zamandır bir takım çevrelerin ağzında sakız!

Buyurun Müslüman gençlerin maruz kaldığı vahşetin sadece bir tanesi.(ama sakın provokasyona gelmeyin! )

“Fakir ve muhtaç ailelere kurban eti dağıtırken saldırıya uğrayan Müslüman gençler kaçacak yer bulamadıkları için bir apartmana sığınmak zorunda kaldılar. Müslüman gençlerin peşlerine düşen katiller, apartmanın kapısını kırarak Müslümanların bu üç ciğer paresine yetişirler, bunları kurşun yağmuruna tutarlar, cesetlerini bıçak darbeleriyle delik deşik ederler, sonra üçüncü kattan aşağı atarlar. Henüz 17 yaşında olan Yasin Börü, tam 27 bıçak darbesi aldıktan sonra kafası taşla ezildi ve arabalarla üstünden geçerek mübarek cesetlerini ezdiler. Hasan Gökgöz ile Riyad Güneş de silah ve satırlarla katledildikten sonra apartmandan aşağı atıldı. Vahşete doyamayan PKK’lı saldırganlar, 3 kişinin cesedini Molotoflarla yaktılar.”

Böyle bir vahşetin karşısında sessiz kalmayı nasıl başarıyorsun ey insaf! Ey vicdan!…

Utanın! Utanın! Utanın!…

Hangi hesap seni kör, sağır ve dilsiz hale getirdi ey Müslüman!

Yerin göğün feryadını hiç mi hissetmediniz, İğreti dünyanın karanlık adamlarına bu kadar mı sadıksınız, bu kadar mı korkuyorsunuz onlardan?

Kalpleriniz bu kadar mı taşlaştı!

Uzaktan kumandayla harekete geçen zelil kesimler!

Sizi kumanda edenlerin vicdanı, insafı, merhameti, duyarlılığı bu mudur?

Bu zilletiniz, bu taassubunuz, bu ayrımcılığınız, bu boş vermişliğiniz asla ve asla unutulmayacak bunu bilin!

  • (1)Mahmut Kısa Açıklamalı Meal, TevbeSuresi : 123
  • Mustafa BİLGİÇ 

Anahtar Kelimeler: , ,