Kurban ve Bayram

Sözlükte Kurban “yaklaşmak” Bayram ise “sevinç” demektir. Allah adına kurban kesmek Allah’a yaklaşmak, Allah için bayram yapmak Allah için sevinmek demektir. Gerçek anlamlarına gelince Kurban; kurbanlığı sembol ederek, gerektiğinde Allah (c.c.) yolunda her şeyimizi feda etmeye hazır olduğumuzu ilan etmektir. Bayram ise; Allah yolunda yaptığımız fedakârlıklar için sevinmektir.

Kurban Hz. Âdem (a.s.) ile başlamış, oğulları Habil ve Kabil ile devam etmiş ve Hz. İbrahim (a.s.) ile sembolleşmiştir.

Yıllar boyunca evladı olmayan Allah’ın Halili Hz. İbrahim (a.s.) ; “Ey Rabbim! Bana iyi ve yararlı kişilerden olacak bir evlat bağışla” (Saffat: 100) diye dua etti. Rivayetlere göre Hz İbrahim 86 yaşında iken Allah (c.c.), eşi Hz Hacer’ den ona bir çocuk (İsmail) ihsan etti. O’da çocuğunu çok seviyor, onunla ilgileniyor ve onsuz yapamıyordu. Derken Yüce Allah (c.c.); Onun ciğerparesi İsmail’i kurban etme emrini gönderdi. Hz İbrahim (a.s.) hiç tereddüt etmeden Allah’ın buyruğunu yerine getirmek için harekete geçti ve tam onu boğazlayacağı sırada Hz. Cebrail İsmail’in yerine bir Koç getirerek kurban etmesini istedi ve Hz İbrahim’de getirilen koçu kurban ederek, imtihanını başarıyla tamamladığı için büyük bir sevinç (Bayram) yaşadı.

Dolayısıyla Bayram (Sevinç)’ ları yaşamak için en sevdiğimiz şeyleri kurban etmeyi göze almak gerekir.

Peki, bizler 21. Asrın Müslümanları “Kurban” denilince, “Bayram” denilince ne anlıyoruz? Eğer kurban denildiğinde aklımıza; “Cebimizden çıkacak birkaç yüz TL para ile depolayacağımız bir kaç aylık kırmızı et” geliyorsa iyi bilelim ki Ümmetin mevcut zilleti devam edecek. Ancak İbrahim’i bir eylem olarak sembolleşen kurbanla aklımıza; “Kişinin en sevdiği malı, çocuğu, makamı, ticareti… Gerektiğinde tereddüt etmeksizin Allah (c.c.) yolunda kurban edebileceği bir duruş, Canı (sevdiği her şey) Cananı (Davası) uğruna feda etme eylemi, Kul ile Allah arasına girebilecek her ne varsa gerektiğinde feda etme anlayışı, Nemrud’ i düzenleri ortadan kaldırmak için kendisine mani olacak her ne varsa tereddütsüzce feda edebilirim” geliyorsa o zaman Ümmetin zilletten kurtulması yakın demektir. Yine Bayram denilince aklımıza “Alacağımız birkaç kg. şeker, tatlı ve bir kaç gün tatil” geliyorsa bilelim ki ümmetin bayramları çok uzaktır. Ancak aklımıza; ”Allah’a (c.c.) yaklaşmak için fedakârlığımızın sevinci” geliyorsa o zaman Ümmetin bayramları yakındır.

Ya da Kurban ve bayram denilince aklımıza sadece kültürümüz ve geleneğimiz geliyorsa o kurban ve bayram Allah (c.c.) indinde bize bir fayda sağlamaz. Çünkü yaptığımız eylemin ne ifade ettiğini kavramak zorundayız. Eğer sembollerin sembolize ettikleri değerleri ayağa kaldırmazsa sembol tek başına hiç bir şey ifade etmez. Dolayısıyla ibadet niyetiyle yaptığımız her eylemin ne anlama geldiğini iyi kavramak zorundayız. Yoksa boşuna kürek çeker ve Allah indinde bir kıymet ifade etmez.

Unutulmamalıdır ki, ibadetler Allah (c.c.)’a hediye etmek için gönderilen birer sandık gibidir. Sandığın kendisinden ziyade içindekiler bir önem ifade eder, eğer içinde Allah’ın istediği değerler varsa karşılığını görürsün, yok eğer içi boş veya istediği şeyler yoksa o zaman sandığın hiç bir şey ifade etmediği gibi belki azarda işitir ve cezaya da mahkûm olursun.

İsmail’ce bir kurban, İbrahim’ce bir bayram dileğiyle… KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.

İhlâs ve kardeşlik temennisi ile…

Abdullah KADIOĞLU