Müslümanların Sorumlulukları Ve İslami Tavır

Bir şehirde ki en büyük imkân ve nimet, Müslümanların varlığıdır. Müslümanların var olduğu şehir ve belde de vicdan, merhamet, kardeşlik gibi insanlığın muhtaç olduğu hasletler Müslümanların kişiliğinde vücut bulur.

Müslümanlar kendilerine, kardeşlerine ve tüm topluma karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk Müslümanlara bir takım görevler yüklemektedir. Yüce Rabbimiz, hayat kitabımız olan Kur an ’da“Allah size adaleti, iyiliği, akrabalara yardım etmeyi emreder. Çirkin davranışları ve iğrençlikleri yasaklar. Sözünü tutasınız diye O, size öğüt verir.”(1)diyerek bir tavsiye ya da öneriden ziyade emir/yasak gibi ağır ifadeler kullanarak bu ayet üzerine tefekkür etmemizi ve uygulama zorunluluğumuz olduğuna dikkat çeker. Her Cuma günü Hatibin hutbe sonunda tekrarladığı bu ayeti kerime toplum olarak birlikte ve beraber yaşayabilmenin ipuçlarını ve işaretlerini bizlere göstermektedir.

Trafiğin akışı için yoldaki uyarı levhalarını bir öneri yada tavsiye gibi algıladığımız takdirde keyfiyete göre hareket etmeyi de beraberinde getirecek ve sonuç kaos olacaktır! Cezaya muhatap olmamak ya da kazaya sebebiyet vermemek için dikkat kesildiğimiz yolda ki uyarı levhalarına gösterdiğimiz önemin çok daha fazlasını Dünya ve ahiret kurtuluşuna götürecek olan Hayat Kitabı Kur an Ayetlerine göstermek zorundayız.

Öncelikle İslami yapılar kendi aralarında ki münasebetlerinde heva ve heveslerini bir kenara bırakarak, fasıkların getirdiği fitne kazanlarından bir lokma dahi olsa almamalı! Bu haram lokma onların izzet ve heybetlerini giderir, çalışmalarında ki heyecanı bitirir, kalplerinde bir hastalık meydana getirir ki, bu hastalık tüm yapının helak olmasına sebep olur!…

Tarih bizi ideal olmaya götüren yoldur,bu yoldaki işaretlere dikkat etmediğimiz zaman tarih tekerrür etmiş olur ki, bu aklını kullanmaktan aciz topluluklar için geçerli olan hüsran yoludur. Bu güne kadar İslam’a ve Müslümanlara küçücük bir faydası dokunmamış tam aksine Müslümanların en zor zamanlarında zulmün neferleri konumunda bulunan hain ve fasıkların getirdikleri ve halk içinde dolaştırdıkları laflar kendileri için hazırlanan cehenneme odun taşımaktan başka bir şey değildir. Müslüman camialar kendilerini ve kardeşlerini ayet ve sahih hadislere göre yargılarlar, birbirlerini sözün en güzeliyle uyarır ve istişare ederler. Fasıkların getirdiği ve dolaştırdığı haberlere itibar etmeden önce Müslümanlar olarak ayet ve Hadis’e başvurmamız şarttır, farzdır. Çünkü ümmetin geleceği herşeyden çok daha önemlidir.

Fitne o kadar kötü bir şeydir ki, ümmetin kalbinde tedavi edilemeyecek yara ve hastalıklara sebebiyet verebilir. Hayat kitabımız olan yüce Kur’an bu konuda bizleri çok ciddi bir şekilde uyarmaktadır; “Fitne (kargaşa) çıkarmak,adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.”(2)Yine başka bir ayeti kerimede yüce Rabbimiz, yanlışa düşüp sonradan pişmanlık duymamamız için bizleri sıkı sıkıya uyarmakta dır. “Ey müminler, eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse onun içyüzünü iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir gruba kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”(3)

Müslümanlar yeryüzünde gelişen ve cereyan eden olaylara Allah’ın kendilerine bahşetmiş olduğu feraset ve basiretle bakarlar. Müslümanlar bu gün İslam dünyasını kasıp kavuran içler acısı durumun en büyük müsebbiplerinin fitneci fasıklar olduğunu çok iyi okumak zorundadırlar. Müslümanlara düşen tavır, el ele verip istişare etmek ve karanlık adamların karanlığına karşı İslam’ın meşalesini yakmaktır. Fitne büyümeden önlemler alınmadığı takdirdeİslami hizmetler zarar görebilir,aksayabilir,yavaşlayabilir.

O halde şimdi karanlığın adamlarını iyi tanıma ve onların kötü planlarını kursaklarında bırakma zamanıdır. Onların sinsi işleri hep fısıltı ve düşmanlık salmak, Müslüman camialar arasına fitne fesat yaymaktır. Onur ve İzzet sahibi Müslümanlar bu kirli oyunları mutlaka bozacak ve karanlık adamların kara propagandalarına alet olmayacaklardır.

Mustafa BİLGİÇ

1. Nahl suresi: 90 2. Bakara suresi: 217 3. HucuratSuresi : 6