Nasıl Bir Nesil Yetiştiriyoruz –1

İstisnasız her bireyin içerisinde bulunduğu durumdan şikâyetçi olduğu sosyolojik ve psikolojik araştırmalar sonucunda saptanmıştır. Belki insanlığın varoluşundan bu güne kadar aynı problem sürmektedir. Veyahut son yüzyılın hastalığı olarak ta teşhis koyulabilir.

Her iki durumda da vaka aynı vaka, şikâyet aynı şikâyettir.

İnternet çağı olarak adlandırılan yaşadığımız zaman dilimi, beraberinde birçok sıkıntıyı da yaşatmaktadır.

Şüphe yok ki her toplumun varlığını sürdürebilmesi geriden gelen nesle bağlıdır.

Devletler ve Milletler kendi kültür ve geleneğine sadık,  mensubiyet duygusu taşıyan bireyler yetiştirdiği müddetçe ayakta kalabilir ve varlığını sürdürebilirler.

Bu minvalden hareketle yetişen nesil ile ilgili kısa bir analiz yapmak yerinde olacaktır.

Ülkenin son birkaç yıldır başına gelenlere bakılırsa terörist bir nesil yetiştiriyoruz.

Hükümetin dindar nesil söylemleri bir yana dinden bihaber bir neslin yetiştiği ortada.

İnsanların malına, canına,namusuna göz diken;  haz, hız hastası hastalıklı bir nesil yetişiyor; Ahlaksızlık almış başını yürümüş, fuhuş, uyuşturucu, hal ve hareketlerdeki uygunsuzluk, zihinsel ölümler, vicdani buhranlar; tabiri caizse almış başını gitmiştir.

Artık emniyet güçleri dahi yaşanılan hadiselere şaşırmakta yaşanan sorunlara yetişememektir. Her bireyin başına bir polis veya jandarma dikilmesi durumuna kadar giden bir sürecin içerisindeyiz.

Sürekli daha fazlasını isteyen, yetinmek nedir bilmeyen bu neslin önü alınmadığı takdir de büyük kaoslara sebebiyet vereceği kesindir.

Örnek aramak için uzaklara gitmeye gerek yoktur; batı da gezi parkı eylemleri, doğu da 6,7 Ekim olayları somut örneklerdir en yeni örneklerden biri ise Tarsus ta yaşanılan iğrenç vakadır.

Şimdi durup düşünelim nere de hata yaptık veyahut hatasız bir günümüz geçmişmidir.

Her birey bu sorunun cevabını elbetteki mensubiyetine göre cevaplandıracaktır. İşte bu mensubiyet duygusu birazda bizleri bu hale getirmiştir bunu bilesiniz.

Adalet ve vicdandan öte de mensubiyetinin vicdanına ve adaletine sığınmış bireylerden ne devlete ne millete ne de dine bir fayda gelmeyecektir.

Yaşanılan her hadise de önceki yazılarımızdada belirttiğimiz gibi devreye bir ısmarlama vicdan girmektedir. Ve vaka ‘a ne kadar gündemi işgal ediyorsa o kadar vicdan perest kesilmekteyiz.

Gündeme gelmeyen getirilmeyen veya mensubiyetimizin sus dediği yerlerde vicdanlar rafa kalkmakta hiçbir acı ve merhamet konuşulmamaktadır.

Söylermisiniz bana bunun neresi adalet, bunun neresi vicdan, neresi merhamettir.

Yazıktır! Ayıptır! Günahtır!

‘’Müslüman Müslümanın elinden ve dilinden emin olunan kimsedir’’ hadisini hepimiz biliriz fakat bugün ben Müslümanların vicdan ve merhametlerinden emin olamıyorum; ‘’ bana,(mensubiyetime) dokunmayan yılan bin yaşasın’’ şiarı İslam’ın şartlarından bir şart haline ne zaman geldi bilmiyorum. Ve bu da başka bir hezeyandır.

Sapkın bir nesil yetişiyor dedik peki bu neslin yetişmesine yardımcı olan nedir.

Evet, bu soruya bizim mahalleden bakıyoruz

Bu sapkın neslin yetişmesine engel olamayan başta dindar camiaların büyük sorumlulukları vardır. Suç sözde İslamcı camialar ve Stk’larıdır. Diyoruz. Toplumun ihyası için kurulan sivil toplum kuruluşları maalesef bir hobi olarak kurulmanın ötesine gidememektedirler.

Kendi sorumluluğunun bilincinde olamayan Stk’ları birer yeşillik arz ediyor.

Neden mi?

İslami söylem ve eylemlerin bu kadar rahat ve kullanılabilir olduğu bir dönem de tabi ki İslamcı görünmekten hiç zarar gelmez tam aksine büyük prestij ve ihaleler getirir, kademe yükseltir, müdür yapar!

Bizim mahalle şimdi İslamcı kaynıyor.

Peki, mahalle ne yapıyor?

Zaten kendi üyeleri olan insanları bir araya getirerek ilmihal dersi yapıyor.

Bazı İslamcılar var onlarda tefsir dersi yapıyor ama hepsi de zaten biliyor bu işi çoğu imam ve meslek dersi öğretmeni!

Başka ne mi yapıyor; maaşlara zam yapılsın diye yürüyüş düzenliyor mesela.

Sonra para toplayıp öğrenciye makarna yediriyorlar. Kendileri bir toplantı yaptıklarında kebap yiyorlar tabi, çünkü protokol bunu gerektiriyor.

Yeni bir dernek açıp göze girmeye çalışıyor.

Millet vekili olabilmek için çabalıyor daha çok yardım daha çok prestij diyor.

Hasılı mahallede derdimiz kendimizi avutmaktır.

Bizim mahallede kimse bir tinerci ile sohbet etmez.

Bir boyacının dini ile ilgilenmez.

Bir çingenenin derdi ile dertlenmez.

Bir karton toplayıcısından uzak durulmalıdır.

Bizim mahallede İslamcılar camiye gelen çocuğu gözüne kestirir öncelikle,sen hangi cemaattensin diye sorar savunmasız ise hemen onu kapmaya çalışır, böylece mensubiyetindeki ağa babaları mücahid adam derler o na.

Bizim mahallede işler bu minvalde devam ettikçe ırz düşmanı, hırsız, çapulcu, tinerci, bitmez.

İdam değil canlı canlı yaksanız da bir şey değişmez

Yüreklere okunmayan iman, adalet ve vicdan toplumda ve bireyde bir normalleşme sağlayamaz.                                                                                              

  OSMAN BİLGİÇ