Oruç Ve Biz

Oruç kelimesi Farsçadan Türkçeye geçmiş ve Arapçada karşılığı “sevm” dır. Sevm; Sözlükte “Yeme-içmekten kendini tutmak” anlamına gelirken, ıstılahta ise; “Allah’a kulluk niyeti ile imsak vaktinden, akşam vaktine kadar orucu bozan fiillerden sakınmaktır.”

Bu üç şartı taşıyan herkese oruç farzdır;

– Müslüman olmak

-Akıllı olmak

– Bulüğ çağına varmak.

Oruç İslam’ın dört temel ibadetinden ve beş esasından biridir. İsteyen kardeşlerimiz İlmihal kitaplarının ilgili bölümlerde oruç ile ilgili genişçe araştırma yapabilirler, ancak biz Oruç ibadetini farklı bir pencereden ele almak istiyoruz.

Oruç ibadeti sadece Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetine değil, bizden önceki ümmetlere de farz kılınan bir ibadettir.   Rabbimiz (c.c.) Bakara suresinin 183. ayeti kerimede şöyle buyuruyor; “Ey İman edenler sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulurki sakınırsınız.” Bu ayet-i kerime ile Cenabı Hakk, oruç ibadetinin, Hz. Muhammed’e tabi olanlardan önceki ümmetlere de şamil olduğunu bildirmektedir. Allame Razî bu hususta şunları kaydeder: “Cenabı Allah’ın, “…Sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi…” ayeti (…) orucun farz kılınışı ile ilgili bir benzetmedir. Yani, “Bu ibadet, Hz. Âdem’den sizin zamanınıza kadar bütün peygamberlere ve ümmetlere farz kılınmıştır. Allah Teâlâ bunu sadece size değil, istisnasız diğer bütün ümmetlere farz kılmıştır” demektir. Bu sözün manası, orucun meşakkatli bir ibadet olduğudur. Meşakkatli bir şey umumileşince ona katlanmak da kolay olur.” (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, c.IV, s. 321)

Dolayısıyla oruç insanlık ile yaşıttır. Bu ibadet Hz. Âdem’ den günümüze ve kıyamete kadar bütün ümmetlere ve bu ümmetlerin bireylerine şahitlik etmiştir. Dünyada insanlığa şahid olan bu ibadet, Ukbada de şahitliğini yapacak. Binaenaleyh Dünyada orucun hakkını veren, tutması gerektiği gibi orucu tutan kişinin orucu Ahiret gününde ona şahitlik edecektir.

Peki, Ahirette orucumuzun bize şahitlik etmesi için orucu nasıl tutmalıyız? diye soran kardeşlerim için kısaca şunu söyleriz. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor; “Oruç sizleri cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır.”(Nesei, sevm:167) Dolayısıyla biz orucu değil, oruç bizleri tutmalı tabiri daha doğru olacaktır. Orucun bizleri tutması demek; Orucumuzun bizleri hırsımızın, bencilliğimizin, vurdumduymazlığımızın, içgüdülerimizin bizlere galebe çalmasını engelleyip tutması demektir.

 

Sadece yeme içmeyi terk etmekle değil bütün azaları ile oruç tutan, bütün zorluk, sıkıntı ve tahribatlara rağmen Allah(c.c.) ve Resulü(s.a.v.) nün istediği bir yaşam biçimini ortaya koyanlar için bu ay mübarek olacaktır. Kuran ayı diye tabir edilen ramazan ayını kuranı okuma, anlama, hayatına tatbik etme ve insanlara tebliğ etmek için bir başlangıç ayı yapan kullara orucu şahitlik edecektir. Bununla birlikte gerek ulusal gerekse uluslararası müstekbir ve Mustazafları Kur’an gözlüğü ile tanıyıp dost ve düşmanlarını ona güre belirleyen kişilerin orucu elbette ahrette onlara şahitlik edip şöyle diyecek ”Ya Rabbi insanlık tarihi boyunca bütün nesillere, Ümmetlere ve kişilere şahitlik yaptım, ancak bu kişi beni farklı yaşadı, farklı tuttu. Beni farklı tutan bu kulunu Cennetile mükâfatlandır.” Dolayısıyla ahirette şahidi orucu olanın mekanıda cennet olur.

İhlâs ve kardeşlik temennisi ile…

Abdullah KADIOĞLU  

Anahtar Kelimeler: , ,