Şehadetin Şahidi Şubat Ayı

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın, bilakis onlar diridirler, Allah katında rızıklandırılırlar. (Âli İmran, 169)

Şehid Tarihin Kalbidir eğer tarih sahnesinden şehidler çıkartılacak olursa geriye bir hiç kalacaktır. Tarihte en büyük dönüm noktalarını şehidlerin şehadeti belirler. Şehidlerin Allah katında ki yeri Peygamberlerden sonra gelir. Bu öyle bir yüce makamdır ki (kul hakkı hariç) kendilerinden hiçbir hesap sorulmayacak ve sonsuza dek Allah’ın onlara vadettiği Firdevs cennetinde rızıklandırılacaklardır.

Şehadet kavramı İslam kaynaklarında, sohbetlerde ve derslerde öylesine övülmüş, yüceltilmiş müstesna bir yere sahiptir ki, bu istisna durum özellikle Müslüman gençleri ve tüm inanları her zaman derinden cezbetmiştir.

Müslüman önderler ve mücahitlerin büyük bir kısmının Şubat ayında şehadete kavuşmaları, bu ayı diğer aylardan ayrıcalıklı kılmış ve tüm İslami hareketlerin şubat ayında şehidleri anma etkinlikleri düzenlemelerine vesile olmuştur.

Şehadeti anlamak, şehidleri tanımak ve onların işaret ettiği yeri iyi görmek İslami hareketlerin en önemli görev ve sorumluluklarındandır.

4 ŞUBAT 1926 ŞEHİD İSKİLİPLİ ATIF HOCA (Türkiye) İskilipli Atıf Hoca da bir buçuk sene önce yazdığı Frenk Mukallitliği isimli kitabi bahane edilerek tutuklandı. Giresun istiklal mahkemesinde yargılanarak suç bulunamaması nedeni ile İstanbul’a gönderildi. Ancak bir süre sonra yeniden tutuklandı. 26 Aralık 1925 te arkadaşları ile beraber 13 kolluk kuvveti gözetiminde Ankara’ya gönderildi. 26 Ocak 1926 Salı ünü Ankara istiklal mahkemesinde yargılandı. Savcı, İskilipli Atıf Hoca için 3 yıl hapis cezası istedi. Mahkeme müdafaa için bir gün sonraya bırakıldı. Ertesi gün mahkeme reisi Kel Ali, müdafaa yapmaya gerek görmeyen İskilipli Atıf Hoca için alınan kararı açıklar: İDAM… Yani SEHADET

14 ŞUBAT 1965 MALCOLM X “MALİK EL ŞAHBAZ”(Amerika) İslami Hareketi Amerika Birleşik Devletlerinde başlatan ilk mücahid Malcolm x’tir. Asıl adı, Malcolm Litle’dir. 1925’te Omaha’da doğdu. Bir soygun olayından sonra hapse mahkum edildi. Hapiste bulunduğu sırada, İslâm Ümmeti (sonradan Amerika İslâm Misyonu) adlı hareket vesilesiyle Müslüman oldu. Yedi yıl hapisten sonra serbest bırakıldı. Malcolm X, siyahların beyazlar tarafından sömürülmesine karşı çıktığı son derece tesirli konuşmalarıyla kısa sürede geniş bir taraftar kitlesi kazandı. Hacdan sonra siyah ayrılıkçılığını savunmaktan vazgeçerek, artık, beyazları düşman olarak görmediğini açıkladı.  Malcolm X, Manhattan’da konuşma yaparken bir kişi “Zenci, ellerini cebimden çek!” şeklinde bağırdı. Bu bağırma üzerine korumalar adama yönelirken, bu kişi daha hızlı davrandı ve namlusu kesilmiş tüfekle Malcolm X’i göğsünden vurdu. Başka yere konuşlanmış diğer iki arkadaşı ile birlikte X’i 16 kez vurdular. Salonda bulunanlar suikastçıların bir tanesini yakalayıp darp ettilerse de diğer ikisi profesyonelce olay yerinden kaçtı Malcolm X, aldığı yaralarla uzun sürmeden şehid oldu.

17 ŞUBAT 1992 ABBAS MUSAVİ (Lübnan) 1983-1985 yılları arasında Hizbullah’ın Özel Güvenli Birimi’nin liderliğini Abbas Musavi yapmıştır. Özel Güvenlik Birimi olduğu yıllarda Hizbullah bir çok gizli operasyonu başarıyla sonlandırmıştır.1985-1988 yılları arasında ise Hizbullah’ın askeri kuvvetleri komutanlığını yapmıştır. Mayıs 1991’de Hizbullah’ın genel sekreterliğine seçilmiştir.16 Şubat 1992 günü siyonist rejime ait Apaçi helikopterleri ile şehid edilmiştir. Hanımı ve bir çocuğu da kendisi ile beraber şehid olmuştur.

12 Şubat 2008 İMAD MUĞNİYE (Lübnan) Hizbullah’ın efsane komutanlarındandır. İsrailin korkulu rüyası haline gelmiş bir kahraman komutan. İsrail’le son yapılan 2006 yılındaki Temmuz Savaşı’na komuta eden İmad Muğniye, “İsrail’in yenilmezlik efsanesine son veren Arap komutan” diye ünlendi. İmad Muğniye’ye yönelik daha önce de birçok suikast teşebbüsünde bulunan İsrail, 1996 yılında resmi olarak da üstlendiği bir saldırı gerçekleştirdi ise de Beyrut’ta gerçekleştirilen bu saldırıda İmad Muğniye’nin kardeşi Fuad Muğniye hayatını kaybetti. İmad Muğniye, 12 Şubat 2008’de Şam’da uğradığı bombalı saldırı sonucu Şehidler Kervanına Katıldı.

12 ŞUBAT 1949  ŞEHİD HASAN EL-BENNA (Mısır) Tüm İslami hareketlere ilham veren, ümmetin gözdesi Âlim Mücahid Hasan El-Benna, 1906 yılında Mısır’da doğdu. Sekiz yaşında medreseye başladı. Çok iyi bir eğitim gördü. Daha küçük yaşlarda Ahlak ve Edep Cemiyeti, Haramların İşlemesini Önleme Cemiyeti gibi teşkilatlar kurdu. 1928’de öğretmenlik yaptığı İsmailiye kentinde İhvan-ı Müslimin cemaatini kurdu. Halkı irşad faaliyetlerine bu isim altında devam etti. Hareketin gençlik kollarını kurdu, okullar açtı, bazı işyerleri ve fabrikalar inşa etti, cami ve mescitlerde teşkilatlar kurdu.  Böylece dini, sosyal, ekonomik, kültürel alanlarda faaliyetler gerçekleştiren Hasan El-Benna, davasını daha geniş kitlelere yaymak için başkent Kahire’ye taşındı. Hasan El-Benna, 12 Şubat 1949 günü akşamı evine giderken suikasta uğrayarak şehid edildi. Kurmuş olduğu İhvan-ı Müslimin cemaati bütün dünyaya yayıldı. İhvan-ı Müslimin cemaati Seyyid Kutup, Zeynep Gazali ve Abdulkadir Udeh gibi nice dava önderleri yetiştirdi. İhvan-ı Müslimin cemaati, Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS’ın temellerini attı. Hasan El Benna’nın şehadeti onun düşmanları için bir kabus olmuş, bu gün onun davasını sürdüren evlatları da emperyalizmin iş birlikçilerine karşı onurlu İslami duruşu sergilemeye devam etmektedirler.

23 ŞUBAT 1979 METİN YÜKSEL (Türkiye) Metin Yüksel 17 temmuz 1958 yılında Bitlis’in Kolongo yaylasında Deştedari köyünde dünyaya geldi. Annesi doğunun tanınmış ailelerinden Şeyh Masum Efendi’nin kerimesi babası ise daha sonraları tüm Türkiye Müslümanlarının yakından tanıyacağı İslam âlimi olan Sadrettin Yüksel Efendidir. Yüksel ailesi daha çok kürt ve arap kökenli ailelerin yaşadığı Fatih’in Haydar Mahallesine yerleşmişti. İslami gençlik mücadelesi içerisinde Şuuru, samimiyeti ve aktivitesiyle kısa bir zamanda öne geçerek kendinden yaşça daha büyük olan insanlarla faaliyetlere katılır. Diğer taraftan da Milli Nizam Partisi ve daha sonra da Milli Selamet Partisi’nin çalışmalarına destek verir. Şehir şehir gezen, mitingden mitinge koşan Metin Yüksel, bir yerde miting olsa bütün gün çalışıp afişlerini bizzat kendisi hazırlıyor, İstanbul’un her tarafını afişler ile donatıyordu. Miting ve gösterilerde, Türkçe, İngilizce, Arapça ve Kürtçe olmak üzere 4 dilde “Müslümanlar Kardeştir” sloganını attırırdı. Bu sloganlardan da açıkça belli oluyor ki; Metin Yüksel bir ırk, bir kavmi ön planda tutmamış, onun için öncelikli ümmet anlayışı ve İslam kardeşliği olmuştur. Günlerden Cumaydı. Akıncılar Derneğinde bir müddet dinlendikten sonra, Metin Yüksel, arkadaşlarıyla beraber cuma namazına gitmek için hazırlandılar. Faşistler ve Müslümanlar arasından çıkan kavgadan dolayı o gün Fatih çok gergindi. Bu gerginlik ve tehlikeye rağmen Metin ve arkadaşları silahsız olarak camiye giderler.

Metin Yüksel, namazını kıldıktan sonra sanki son duasıymış gibi uzunca bir dua etti.  Namazdan çıkınca, Fatih Camii’nin arka avlusunda gizlenen bir grup faşist ona adıyla seslendiler. Metin Yüksel, onlara yönelince, silahlı grup Metin’i mermi yağmuruna tutular. “Kelime-i Şehadet” getiren Metin Yüksel, olduğu yere yığıldı. Katiller kafasına iki el daha ateş ederek Metin Yüksel’i şehit ettiler. Metin Yüksel, özlemini çektiği şehadet arzuna kavuşarak kendisinin sözü olan “şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara” sadık kalarak Fatih camisinin avlusunda akan temiz kanlarıyla haykırdı.