Sen, Ey Beklenen!

Kuvvet ve Kudret sahibi yüce Allah’ın âdem dediği, nimetlerle donatıp sorumluluklar yüklediği geleceğin umudu, imkânı, ışığı…

Sen ey beklenen! Hatırlıyor musun bu günlere gelmeden önceki bizi,

Umutlarımız vardı, hayallerimiz vardı, dünyamız vardı, hayatımız vardı. Cebimizde belkide çay içecek paramızın olmadığı günler vardı. Fakat o kadar zengin, o kadar varlıklıydık ki kimseye eyvallah etmezdik. Çünkü her şeye sahiptik. Her şey bizimdi.

Hatırla ki bir dünyamız vardı; bu dünyayı Kutuplarla, Benna’larla kurmuştuk. Ayetler, hadisler,sohbetler, cami buluşmalarımız vardı. Kocaman yüreklere sahiptik, nice hayatları kurtarma umuduyla ördüğümüz ümmet duvarları vardı. Tüm bunlara sahiptik. Başka bir şeye ihtiyaç yoktu. Dönmeyecektik yolumuzdan. Yolda dikenler, ölümler, zindanlar, işkenceler, ne olursa olsun dönmeyecektik hatırlıyor musun?

Asrı Saadet dönemini gündemimizden çıkarmazdık, Ali’nin Zülfikar’ını, Hamza’nın gelişini, Ebu Zer’in duruşunu konuşurken dünyanın en mutlu, en varlıklı ve en cesur insanlarıydık. Müslümanların ne acılar yaşadığı boykotu konuşurduk, Mekke dönemini, işkence ve açlığı konuşurduk, dağlanırdı yüreklerimiz, adeta o anı yaşardık, düğümlenirdi boğazımız, yutkunamazdık. Yasir ve Sümeyye’yi anınca artık bu dünyanın çöp kadar değeri kalmazdı gözümüzde! Bilal’in mübarek tenine inen zalim kırbaçları hissederdik, kızgın kumlara yatırılan mübarek bedeni gibi yanardı yüreklerimiz.

Nerede bir Müslüman zulüm görüyorsa için için yanar, acısını hisseder mahvolurduk. Kâfire, zalime, tağuta öyle kin güder, öyle düşmanca düşler büyütürdük ki, atom silahlarından daha etkili ve daha yok ediciydi.

Derken bir rüzgâr esmeye başladı, nereden geldiği belli olmayan…

“Radikal Olmamak Lazım,

Birden Olmaz,

Para Olmadan Olmaz,

Bir Yerlere Gelmek Lazım,

Kaleyi İçten Fethetmek Lazım,

Tatil İnsanın İhtiyacı,

Müslüman Her Şeyin En İyisine Layıktır,

Peygamber Yaşasaydı Jeep e binerdi,

Dolmak Lazım,

Her Ortama Girmek Lazım,

Önemli Olan Görünüş Değil Kalbe Bakmak Lazım,

Biz Yanlış Düşünmüşüz,

Gençken Bizde Çok Hızlı Radikaldik,

Bu işler sloganla olmaz”

Rüzgâr durmak bilmedi, fırtınaya dönüştü, her ne varsa savurdu götürdü, hiçbir şey kalmadı!

Sen Ey Beklenen!

Şimdi önünde eğilecek o kadar çok para, makam, dünyalık var ki, kambur olmuşsun, duruşun bozulmuş, her şeyin en güzeline layık olma muradına ermişsin. Artık atacak bir sloganın bile yok. Gençliğin yok, herkesle her ortamdasın fakat kendine ait bir tek ortamın bile yok.

Artık beklenmiyorsun!

Çünkü yüreğini kaybettin, şahsiyetini kaybettin, duruşunu kaybettin, her şeyini kaybettin! Hani her şeye sahip olduğumuz günler de ki yüreğimiz, duruşumuz, onurumuz vardı ya… İşte tüm bunlar yok oldu sende, sen yoksun artık.

Sadece sen yoksun, geri kalan her şey olduğu gibi devam ediyor bunu da bilmelisin. Ve devam edecek kimsenin beğenisine muhtaç olmayan bu tevhidi duruş. Dünya döndükçe, zulüm var oldukça, Müslüman gençliğin onurlu duruşu, kaygısı, mücadelesi muhakkak devam edecektir.

Mustafa BİLGİÇ