Şeyh Said’in İdealleri Ümmetin Hedefidir!

Aksaray İlim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AKSA-DER) Yönetim kurulu başkanı Mustafa BİLGİÇ, Şehid Şeyh Said Efendinin 92’ şehadet yıl dönümü münasebetiyle basın açıklaması yaptı. Şeyh Said’in bir kişi olarak değil bir fikir ve Müslüman halkın İslami talebi olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan bilgiç, “Şeyh Said’in uğruna canını verdiği ulvi idealler, bütün ümmetin yegâne hedefidir ve bu hedef mutlaka bir gün gerçekleştirilecektir” dedi.

Basın açıklaması tam metni,

Şeyh Said Efendinin davası aziz olan İslam davasıdır. Şehadeti de bu aziz olan İslam davası uğruna olmuştur. Şeyh Said’i anlayabilmek için evvela İslam’ı tanımak, bilmek gerekiyor. Çünkü Şeyh Said’i harekete geçiren şey onun sapa sağlam olan imanıdır. İnancın harekete geçirdiği insandır Şeyh Said.  Tevhid mücadelesinden bihaber yaşayan insanlar, yazarçizerler ve fikir(siz)adamları o’nu vatan hainliğiyle suçlayabilirler çünkü İslam’ı bilmiyorlar.

İslam, batıl olan ne varsa hepsinin yıkılmasını ve yalnızca Yüce Allah’ın göndermiş olduğu kusursuz düzenin kurulmasını emreder. Bu emri yerine getirmek için harekete geçmenin adına cihad denir. Şeyh Said ve dava arkadaşları cihad görevini yerine getirmek üzere harekete geçmişlerdir. Bunun sonucunda şehadet gibi ulvi bir makamı elde etmişlerdir. Cihadın sonu zafer ya da şehadettir, yani her iki durumda da Allah indinde kazançlı çıkılacak bir yoldur.

Şeyh Said’in eylemi İslam’ın emrini yerine getirmektir başka bir şey değildir. Kemalist yapı bunu çok iyi biliyordu, farkındaydı ve “Türk Müslümanlara Şeyh Said’i Kürtçü, Bölücü ve İngiliz işbirlikçisi, batı ülkelerine ise onu şeriatçı olarak tanıtarak” işlediği zulüm ve cinayetlerin haklılığını ispatlamaya çalışmıştır. Fakat ne yaptılarsa da bu halkın gönlünde ki Şeyh Said sevgisini yok edememişlerdir.

Şeyh Said Efendi İdam sehpasına çıkarıldığında “bana bir kâğıt ve kalem getirin son isteğimi yazayım, diyor. O kâğıda Arapça ‘Benim bu değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki, mücadelem Allah ve dini içindir.’ yazmış ve idama tekbirle gitmiştir.

İşte her Müslümanın gönlünde olan ulvi hedef bu şehadet anıdır. Bu halkın Şeyh Said Efendiye olan saygısı ve sevgisi onun İslami bir düzen için kıyam etmesi ve kutlu şehadete ulaşmasından, bir cihad eri oluşundan başka bir şey değildir.

Batıl düzenler ve sistemler istedikleri kadar Şeyh Said’i kötüleseler de biz Müslümanlar olarak onu her daim övecek, sevecek ve saygı ile yâd edeceğiz. Bu bizim İslami kimliğimizin bir gereğidir.