Şimdi Ne Yapmalıyız!

Yapılması gereken ne ise onu yapmalıyız.

Mensubiyetimizi eleştirebilmeliyiz.

Ülke olarak 1 Kasım seçimlerini oy kullanarak veya kullanmayarak ardımızda bırakmış bulunmaktayız.

Umarız ki bu sonuçlar insanlarımız ve insanlığımız için kazanımlar getirir. Her şeyin ölçülü yapılması yapılan işin adaletini de tesis etmek demektir. O işin fıtratında olan adilliğe sadık kalmaktır.

Bu düşünceler ile diyoruz ki:

Farklı partilerden olmak diğer partilere düşman olmak, bizim söylem ve eylemlerimize uymadığı için o parti veya partililere hakaret etmek, tekfir etmek elbette olumsuz davranışlardır.

Her ne kadar ülke de siyasiler kin ve nefret dili oluşturmuş, çizgileri kalınlaştırmış, saflarını belirlerken de keskin hatlar ile safları ayırmış iseler de akıl izan sahipleri bunun yanlış olduğunu bilmekteler. En azından bizler bu durumun tersine dönmesi gerektiğini buradan bir kez daha söylemiş oluyoruz.

Seçim sonuçlarının ümmete hayır getirmesini temenni ediyoruz.

Seçim öncesin de kimin hangi partiyi desteklediği öncesin de kalmıştır. Sonuçlar ortaya çıktıktan sonra bu partilerin tutum ve davranışları çok önemlidir.

Bizler diyoruz ki!

Körü körüne bağlılık yobazlıktır. Bu bağlılıktan vazgeçelim.

Körü körüne düşmanlık yobazlıktır. Bu düşmanlıktan vazgeçelim.

Ezberletilmiş cümleleri tekrar etmek fayda getirmemektedir.

Bizden olduğu müddetçe değerlidir anlayışı Müslüman anlayışına terstir.

Diyoruz ki bizler birlikte ümmetiz, siyasi jargonun üzerinde bir kardeşliğimiz vardır.

‘’Müslümanlar ancak bir vücudun azaları gibidirler’’ düşüncesi Müslümanlığımızın evrenselliğinin ve tarihselliğinin göstergesidir. Bu şiarı nefsimize, azalarımıza, müntesibi olduğumuz yapımıza, partimize, kısacası hayatımızın merkezine koymak zorundayız.

Bizi biz yapan değer,  kardeşliğimizden başka bir şey değildir.

Bizi biz yapan kendisi için istediğini kardeşi için de istemekten başka bir şey değildir.

Kardeşinin suratına vurulan tokadı yüzünde hisseden devrimcilerden öte kardeşi için ölüme yürüyen anlayışımız vardır.

Biz öyle bir tarihe sahibiz ki öğrendikçe yaşadıkça terbiyecimiz, himayecimiz olana İslam nimetini bahşettiği için şükreden, ağlamaklı olan toplumlarız.

 

Tüm bunları tekrar hatırlatarak diyoruz ki!

Kendi mantık ve düşünce dünyamızdan bakarak başkalarını ipe sapa gelmez fütursuz ve ahlaksız bir şekil de eleştirmek kendi mantık ve düşüncelerimizin ne kadar yobaz, edepsiz, vicdansız ve karaktersiz olduğunun da aslında bir nevi isbatı dır. Ve bunu gören insanların hala size değer verip sevmesi, selamı esirgememesi ise edepsizlik yaptığınız insanın karakteri ve insanlığıdır; her ne kadar siz ‘’bu benim haklılığımdır’’ olarak görseniz de bu karşıdakinin erdemidir.

Siyasi tarafımız bizi akıl izan yoksulu vicdansız militanlar haline getirmemelidir. Evvela bunun bir şeytan işi pislik olduğu aklımızda bulunmalıdır. Nefis terbiyesi yapmak cami de ruhu ihya sokakta kardeşine çamur atmakla olmaz.

Ahlak, maneviyat, nefis terbiyesi, İslam kardeşliği dillerden aşağı inmelidir.

Bilinmelidir ki:

‘’Eyleme dönüşmeyen hiçbir söylemin bir anlam ve tesiri yoktur’’, ‘’ söylemlerimiz eyleme dönüştüğü ölçü de kıymet kazanır, anlam bulur’’

Akıl sahipleri şunu bilmek zorundadır ki bir daha ki seçime kadar seçilen parti ülke yi yönetecektir. O halde ümmetin maslahatı bizlerin muhalifliğinden ileri gelir. Yaptığımız muhaliflik kazanımları getirmelidir, körü körüne düşmanlık yapmak ümmete en büyük zulümdür. İktidarın yaptığı yanlışları bir rakip olarak değil, bir kardeş olarak, bir yardımcı, gözetici, kollayıcı, tutumu ile muhalifliğimizi sürdürmek zorundayız.

Eleştirilerimiz ayrımcı değil, birleştirici olmalıdır.

Kardeşlerimizin koluna girmeli yaptığı yanlışları göstermeliyiz. Biliyoruz ki ‘’kaba ve katı yürekli olduğumuzda etrafımızdan dağılıp gider insanlar’’ bu ilahi bir ikaz ve yolumuzu aydınlatan fener hükmündedir. Emri duyduğumuzda öncelikle nefsimize öğretmeli ve  akabin de etrafımıza yansıtmalıyız, çünkü bizim bakışımız da ‘’ dibine ışık vermeyen mum münafıktır’’.

Eleştiri olmazsa olmazımızdır, azığımızdır biz biliriz ki ‘’ Eleştirinin olmadığı yer de putçuluk doğar’’

Eleştirisiz bir yapıyı, yönetimi kabul etmiyoruz, işleri tek akla, tek yapıya havale etmeyi uygun bulmuyoruz. Bu nedenle var olan bütün yapıları daha iyiye ulaşmak için göreve çağırmış bulunuyoruz.

Ümmetin maslahatına yönelik her ne var ise birlikte, beraber hareket ederek önerilerde bulunmalı çözümler sunmalıyız. Altımızdan kayan toprak ise bunun müsebbiplerine diyecek sözümüz, verecek nasihatımız olmalı ve bu rakip partiyi vuracak bir ok olarak görülmemeli. Aksine  bu acziyeti birlikte daha güçlü bastırmak için çözümler üretmeli.

Hali hazır da iktidar olan partinin daha önce düştüğü yanlışları, bu yanlışlardan ötürü yitirilen canların, kaybedilen umutların tekrar yaşanmaması için birlikte hareket etmeliyiz.

Biliyoruz ki yapılan yanlış iktidarın ise de kıyılan canlar bizimdir. İşte gördünüz iktidarın yanlışını demekle kurtulamayız, kurtulamıyoruz.

 

O halde mağaramızdan dışarı çıkmayı göze almak durumundayız. Bu bireysel menfaat değildir, bireysel menfaati aşmış mensubiyet menfaati hiç değildir. Yapılması gereken bireyci ve yapımız merkezli menfaatin üstünde olan ümmet menfaatidir. Bu ise her birey ve yapının göze alamadığı bir kardeşlik bilincinin adıdır.

Müslümanca düşünce üretmek kendi yapı ve organizmamızın doğruluğuna şahit olmak ve şahit kılmaktan ziyade ümmetin menfaati için çaba sarf etmektir.

İşte bizlerin hikâyesi, özlemi, tavrı budur.

Bu gün dünya üzerin de üç yüz bin düşünce suçlusu bulunmaktadır.

O halde düşünmek için bir nedenimiz daha var.

Bu gün dünyada yirmi yedi milyon köle vardır.

O halde köle düzenini yıkmak için bir adım atmaya nedenimiz vardır.

Bu gün yüz yirmi bin kadın veya genç kız batı Avrupa ya satılmaktadır.

O halde insanlığın izzet ve şerefini ayakta tutmak için bir nedenimiz vardır.

Müslüman coğrafyaların hali ise herkesçe malumdur. Mazlum ve Mustazafların yardımcıları, kollayıcıları konumundaki Müslümanların kendilerine derhal çeki düzen vermeleri gerekiyor.

Komşusuna dargın, diğer partiye düşman, diğer cemaati tekfir eden bir Müslüman zihniyet ile hiçbir şey yapamayız, sadece daha afilli sloganlar üretiriz, bu konuda da iyi olduğumuz su götürmez gerçek.

Fakat onurlu eylemler üretme konusunda aciz ve uyuşuk davranmaya devam ediyoruz.

Müslümanları ümmetin bütününü düşünen Müslümanlar olmaya davet ediyoruz.