Tarihte Yahudilerin İhanet Örnekleri

Dünya da meydana gelen yaklaşık bütün önemli hadiselerin arkasında bir şekilde Yahudilerin parmağı vardır. Devletlerin kuruluş ve yıkılışlarında, Dünya ya egemen olan ideolojilerin arka planında, İnsanları ahlaki yozlaşmaya ve yanlış yönlendirmeye sevk eden yazılı, görsel ve sanal medyanın yönlendirmesine ve hiç alakası olmadığını düşündüğümüz yerel, Ulusal ve Uluslararası denge değişimlerinin baş aktörleri Yahudilerin olduğu unutmamalıyız.

Tarihteki Yahudilerin desise ve oyunlarını yazarsak ciltler dolusu kitaplar olur. Çünkü İnsanlık tarihinde binlerce kez kalleşlik yapıp, insanlığa ihanet etmişler. Ancak bu ihanet şebekesinin ne kadar sinsi, isyancı ve ifsad edici olduklarını birkaç örnekle özetlemeye çalışacağız. Azgın olan Yahudi milletinin ıslahı için, Allah (cc) birçok Peygamber göndermiştir. Onlar bu Peygamberleri ya öldürmüşler; Hz. Zekeriya (a.s.) ve Hz. Yahya (a.s.) gibi, ya öldürme girişiminde bulunmuşlar; Hz. İsa (a.s.) gibi, ya da Peygamberlerine ihanet ettiler, Hz. Musa (a.s.)’ ya yaptıkları gibi.

Hz. Musa (a.s.) Mısır’da Firavun’un köleliğinden kurtardığı Yahudilerle, belli bir yol aldıktan sonra onları kardeşi Hz. Harun’a emanet edip Cenab-ı Allah’la tekellüme gidince, Samiri adındaki bir Yahudi altın’dan yaptığı bir buzağı, bilgisiyle onun böğürtmesini sağlayıp ve bu buzağın hâşâ İsrailoğulları’nın ve Hz. Musa (a.s.)’nın İlahı olduğu, Musa’nın onu aramaya gittiğini söyledikten sonra, çok az bir kısmı hariç bütün Yahudiler o buzağa tapıp, Hz. Musa (a.s.)’nın Peygamberliğini inkâr ettiler. Oysa bu inkâr edenler kısa bir süre önce Hz. Musa (a.s.)’nın Firavun’a karşı gösterdiği mucizelere, Kızıl denizin ikiye bölündüğüne v.b. birçok olaya şahit olmuşlardı. Ancak dün onlara mucizeler göstererek kölelikten kurtaran bir Peygamberi bugün rahatlıkla inkâr edebiliyorlardı. Çünkü nankörlük ve ihanet onların bütün hücrelerine işlemişti.

İslam tarihinde ‘’Medine Vesikası’’ olarak bilinen, efendimiz (s.a.v.)’in Arap kabileleri ve Yahudilerle yaptığı antlaşmaya rağmen, her fırsatta ihanet edip Müslümanlara kalleşlik yapan Yahudileri Medine’den sürmekten başka seçenek bırakmadılar. Yine Hz. Osman (r.a.) döneminde hahambaşı olup, sözde Müslüman olan Abdullah b. Sebe’nin nifak hareketi ile sinsice İslam âlemine öyle bir darbe vurdu ki 1400 yıldır etkisini hala iliklerimize kadar hissediyoruz ve bugün ki Irak, Suriye v.b. İslam coğrafyalarındaki kardeş katilleri fitnesi onun eseridir. (merak edenler İslam tarihi eserlerinden ilgili bölümleri detaylı inceleyebilir)

Sultan İkinci Murat zamanında Fransa’dan kovulan Yahudiler, 1492’de İspanyolların elinden kaçan yüz bin Yahudi, 1660’ta Polonya ve Ukranya’dan kaçan Yahudiler Osmanlı İmparatorluğuna sığınıp, tarihlerinin en rahat dönemlerini yaşamışlar. 19. y.y. da Avrupa’da; Yahudiler mal-mülk edinme, tahsil yapma ve seyahat etmekten mahrum iken, Osmanlı toprağında 1844’te 170 bin, 1905’te 256 bin yahudi yaşamaktaydı ve azınlıkların sahip olduğu her türlü hakka sahiplerdi. Buna rağmen Osmanlı Padişahına ihanet edip 1909’da Sultan 2. Abdülhamid’i tahttan indiren İttihat ve terakkicileri perde arkasında destekleyip yönlendiriyorlardı.

Sonuç olarak; biz Müslümanlar bu ihanet şebekesini iyi tanımalıyız. Yoksa farkında olmadan, Peygamberlerimize, Halifelerimize ve ecdadımıza ihanet eden Yahudilik ve Siyonizm’in değirmenine su taşıyanlardan olabiliriz.

İhlâs ve kardeşlik temennisi ile…

Abdullah KADIOĞLU