Yaradılışımızın gerçek amacı -1-

Biz insanlar; neden, niçin yaratıldık? Hangi amaç ve gaye ile yeryüzüne gönderildik? Yaradılışımızın gerçek amacı nedir? Suallerine muhatabız. Kur’an ve Sünnet penceresinde bu suallere cevap aradığımızda şu tablo ile karşılaşıyoruz. Yaradılışımızın gerçek amacı Allah (c.c.) lakıyla kul olmaktır. Diğer bir ifade ile hayatımızın bütün evrelerini Allah (c.c.)’ ın koymuş olduğu prensiplere güre şekillendirmektir.

İyi bilmeliyiz ki bizler yeryüzüne; Dünya’ ya sahip olmak için gönderilmedik, belki Allah’ın sanat eserlerine şahid olmak için gönderilmişiz. Yine iyi bilmeliyiz ki bizler yeryüzüne İyi bir mesken, güzel bir iş, mutlu bir yuva veya geleceği garantili bir meslek için gönderilmedik, belki yaşamamızın hiçbir anı boşuna değil ve yaptığımız bütün amellerin hesabını Allah (c.c.)’ a vereceğiz. Nitekim Rabbimiz hayat rehberimiz Kuran-ı Kerimde şöyle buyuruyor: “Bizim sizi boşuna yarattığımızı ve gerçekten bize geri döndürmeyeceklerinizi mi sanmıştınız”. (Müminun: 115) başka bir ayette ise “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet (kulluk) etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)

İnsanlar ve Cinler yeryüzüne kulluk için gönderilmiştir. Kulluk bizim kaderimizdir ve kulluk bizim fıtratımızda, yaradılışımızda vardır. Eğer bizler fıtratımızda olan kulluk görevimizi yüce Rabbimize karşı ifa etmezsek, elimizde olmadan başka öznelere kul olmak zorunda kalırız. Kendimize, çevremize ve İslam âlemine baktığımızda rahatlıkla görüyoruz ki Yüce Allah(c.c.)’ a hakkıyla kul olmayan kişiler ya makam-mevkilerine, ya şehvet –arzularına, ya da çıkar hesaplarına kul köle olmuşlar. Allah(c.c.)’ a hakkıyla kul olmayan toplum ve Devletler ise ya Siyonizm’ e, ya emperyalizme ya da kapitalizme kul köle olmak zorunda kalmışlar. Binaenaleyh mademki bizler için kulluk olmazsa olmazdır o halde basiret sahibi birey; makam-mevki, şehvet-arzu ve çıkar hesaplarına değil, Kâinatın Rabbi olan Allah (c.c.)’ a kul olmalıdır.

Ayrıca Yüce Allah(c.c.)’ a hakkıyla kul olan şeref sahibidir, izzet sahibidir ve onur sahibidir. Dünyada malı, makamı, kariyeri ve ünvanı olmasa da, Allah (c.c.) ona bitmez tükenmez bir saygınlık verir. Ve bu saygınlık yüzyıllar boyu devam eder. Yakın tarihimizde Hasan El- Benna, Bediüzzaman, İmam Hümeyni, Şeyh Said, Şeyh Şamil, Mehmet Akif ve Atıf Hoca yüzlerce örnekten bir kaçıdır. Ancak Allah (c.c.)’ a karşı kulluk görevini hakkıyla yerine getirmeyenler, İzzeti dergâhı ilahi dışındaki kapılarda arayanlar kaybetmişler. Ya tarihte lanet ve nefretle anılmışlar, ya da unutulup tarihin çöplüğüne atılmışlar. Her ne kadar mal, mülk, makam, mevki sahibi olsalarda. Yakın tarihimizde bu tiplerin yüzlerce örneği vardır.

Mademki kulluk bizim fıtratımızda vardır ve bu kulluğu Yüce Allah (c.c.)’ a has kıldığımızda, hem dünya’ da hem de Ukba’ da izzet sahibi oluruz. O halde bizlerde Rabbimize karşı kulluk bilincimizin farkına varıp kulluk görevimizi hakkıyla yerine getirmeliyiz.

İhlâs ve kardeşlik temennisi ile…

Abdullah KADIOĞLU