Yitip Giden Değerimiz ”El dokuma Halıcılığı”

Toplumun tüketime olan rağbeti, yeni nesil’in “tüketim çılgınlığı” denilebilecek noktaya gelmesi ve kalitesiz, ucuz yabancı malların piyasaları bozmasıyla birlikte birçok yerli üründe olduğu gibi El dokuma kilim, Taşpınar halılarının üretimine zamanla büyük darbe vurdu. Artık sadece eskiden kalan halıların el değiştirmesiyle can çekişen el dokuma halı piyasasını, Aksarayhaber ekibi olarak, uzun yıllarını bu işe vermiş olan ve hala bu işi devam ettiren esnaflardan Murat Mutlu ile konuştuk. Röportajın tamamı;

Aksarayhaber: Kendinizi tanıtır mısınız?

– Adım Murat Mutlu, Aksaraylıyım, halıcılıkla uğraşıyorum. El dokuma halı alım-satımı ve daha çok bu halıların tamiriyle uğraşmaktayım.  Aksaray’ın Eskil ilçesinden, tabi Eskil yaşamadım, Konya da doğdum büyüdüm, İstanbul’da el dokuma halı tamir işini öğrendim, birkaç yıl Antalya bölgelerinde bu işle meşgul oldum. Hayatımın yarısından fazlası bu işle geçti.

 AksarayhaberBize halıcılık mesleği hakkında bilgi verir misiniz?

– Eskiden,  yani yüz yıl evvel el dokuma halıları alım satım ve tamiri, birinci sınıf bir işti, bütün evlerde kullanılırdı. Sonra fabrikasyona geçildi, makine halıları çıkınca el dokuma halıları sadece koleksiyon ve antika işine döndü. Sadece klasik meraklılarına kaldı diyebiliriz. Çünkü normalde vatandaş artık bunları alıp evine sermiyor. Genel olarak sermek için değil de dekoratif olarak duvarlara asılıyor, sadece görüntü ve süs olarak kullanılıyor. Avrupa, Amerika, İngiltere genelde dışarıya da gidiyor, Avrupa ekonomisi biraz zayıflayınca son on yıldır sadece Amerika dan talep geliyor.

Aksarayhaber: El dokuma halıların piyasası hakkında neler söylemek istersiniz?

Maalesef çok olumsuz. Bir saat evvel beş metre bir Taşpınar halısını 200 liraya aldım ama normalde o halı iki buçuk milyarlık bir emek. Emeğin hiçbir değeri kalmadı. Aynı ebatlarda olan fabrikasyon halıyı bile o fiyata alamayız.

Aksarayhaber: Peki el emeği göz nuru bu meslek üzerine eleman yetiştirdiğiniz oldu mu?

Evet, ben otuz yılımı bu işe verdim. Şu an sekiz yıllık eğitimden sonra meslek alanında ciddi manada bir sıkıntı var. 2005 yılına kadar ben çok adam yetiştirdim, belki yüze yakın halı tamircisi yetiştirdim ama şimdi bir çırak bile bulamıyoruz.

Aksarayhaber: “Bu meslek tamamen bitti,  biz son nesiliz” diyorsunuz?

Evet, benim yetiştirdiğim ustaların üçte ikisi de bu işi yapmıyor.

Aksarayhaber: Onlarda bıraktılar bu işi, fakat siz direniyorsunuz. Peki sonuç ne olur sizce, yani bu iş tamamen biter mi diyorsunuz?

Bu bağımlılık gibidir. Yani bunu koleksiyonunu yapan üç beş adam değişik şeyler almak ister, kullanmak için değil de keyfi köşede bucakta sandıkta kalmış işte unutulmuş bu tip şeylerin peşinde koşar durur, sadece özel zevk sahibi insanlar devam ederler, fakat dokuma işi yok, dokuma halıcılık tamamen bitmiştir.

Aksarayhaber: Tezgâhlar durdu kapandı, yani emeğin karşılığı alınamayınca doğal olarak üretime son veriliyor.

Tabi emeğin karşılığı kesinlikle alınamadı. Taşpınar da mesela burada bu işi yapan, halı dokuyan kadınların tamamı organize sanayide fabrikalarda değişik işlerde çalışmaktalar.

Aksarayhaber: Halı atölyesi olan bu mekanda birde kitaplık görmekteyiz, Aksaray’da çevrede ki esnafta bunun başka bir örneğiyle karşılaşmak mümkün değil.

Şimdi bu halı işi emek verilen kıymetli bir işte olsa neticede dünya işidir ve sürekli aynı iş üzerinde durmak insanı belirli bir zaman sonra bunalıma sokuyor. Biz halı tamir işinde yorulunca bir diğer işe “okumaya” yöneliyoruz. Sadece kitap okumak için dükkâna gelenlerde oluyor.

Aksarayhaber: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

-Bizi ziyaret ettiğiniz için bizde size teşekkür ediyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Anahtar Kelimeler: , , ,