Yok olan İnsanlık

İnsanlığın ölmesiyle insanın ölmesi farklı şeylerdir. Aynı şekilde insanın yaşaması insanlığın yaşaması anlamına gelmiyor. Rabbimizin yaratıp donattığı güzel doğayı, düzene koyduğu hayatı mahveden, tahrip eden, yakıp yıkan insandan başkası değildir.

Varoluş amacından bihaber yaşayan insanların ayakta tuttukları şey, birazdan kokuşacak cesetleri ve insanlığı felakete sürükleyecek olan korkunç planlarıdır.

İnsanlığı ayakta tutmak için yaşamak her insanın varoluş gayesiyken bu gün geldiğimiz durumda bu sadece büyük insanların görevi haline gelmiştir. Büyük insan olmak için yapılması gereken şey sadece insanlığın gereğini yaşamaya çalışmak ve yaşatmaktır.

Yaşadığımız zamanlarda büyüklük enteresan bir hal almış, algılar yönlendirilmiş ve değişmiştir. Bu günün piyasasında büyük olarak görüntü verenlerin büyük çoğunluğu hırsız ya da sahtekârlardır. Büyüklük elbisesine bürünmüş yığınlarla hüküm süren bir düzendeyiz.

Algılar kapitalist parametreye göre yönlendirilmektedir. Algılarımız kapitalistleşince gücü elinde bulunduran herkes büyük adam olarak işaret edilebiliyor. Göz çağında yaşamaktayız. Göz maddeden başkasını göremez. Buna bağlı olarak düşünceler, en tehlikelisi de duygular kapitalistleşince artık insanlığın bittiği noktadayız demektir.

Tüm çevre tarafından tefecilik yaptığı bilinen zevat, camii inşasına maddi yardım yaparak takdir toplayabiliyor ve hayırsever iş adamı olarak karşımıza çıkarılabiliyor. Daha ötesi bu zevata gerek resmi makamlar gerekse kanat sahipleri tarafından plaketler takdim edilebiliyor.

İnsanlığın ölümü sadece Amerika ya da İsrail’in bombaları ile değil tüm varlığıyla Amerikalaşmış yerli pratikler eliyle de gerçekleşmektedir. Hayatın merkezine gözü alıp hırslarını büyütenler insanlığın ezeli düşmanlarıdırlar. Bu anlamda doların üzerindeki şeytan üçgeninin üst kısmında bulunan göz simgesi manidardır.

Bu gün içimizde Amerikalılaşanların mantığı ile Amerika’nın kendi öz mantığı arasında hiçbir fark yoktur. Sonuç fıtratın bozulması, insanlığın yok edilmesidir. Her işin madde ile halledileceğini düşünenler bir süre sonra madde uğruna her şeyi yaptıkları ve mubah saydıkları görülmüştür.

Bilinçle inançla bir araya gelemeyenler nerden estiği çok aşikâr olan rüzgârlara kapılıp bir anda cem olabiliyorlar. İslami vahdetin dışında gerçekleşen tüm birliktelikler insanlığın yok oluşuna giden yolda birer taş olmuşlardır. İnsanca yaşamak, insanlığı yaşatmak için maddiyattan önce algıların, duyguların değişmesi insan fıtratına uygun hale gelmesi gerekiyor. İnsanın yaşaması için ekmeğe ihtiyacı vardır fakat insan ekmek için yaşamaz, onu insan yapan varoluş gayesine uygun bir yaşamı sürdürmek için yaşamalıdır.

Mustafa BİLGİÇ

Anahtar Kelimeler: ,